Hekimler İçin
Acil Durum Hattı
(506)
235 26 86

24-09-2013

İzmir Tabip Odası Hekim Meclisi – Toplantı Tutanağı
 
Toplantı No    : 10
Tarih             : 24.09.2013
Divan           : Dr. Kemal Özbek
Katılanlar       : 24 HM üyesi, 1 HM üyesi olmayan hekim
 
GÜNDEM
1.  Açılış, Divan ve Yönetim Kurulu bilgilendirme, bir önceki toplantı notları ve kararları değerlendirilme,
2. Menemen Devlet Hastanesi,
3. Hekim ve sağlık çalışanlarına şiddet uygulamaları,
4. Sağlıkta dönüşüm ve hekimlik,
5. Kamu özel ortaklıkları,
6. Dilek-Temenniler ve Kapanış.
 
 
Dr. Kemal Özbek : Hoş geldiniz. Gündem, hekim meclisi üyelerinin önerileri doğrultusunda oluşturulmuş ve e-posta ile tüm üyelere duyurulmuştur. (Gündem okundu, ek öneri veya değişiklik önerisi soruldu). Yönetim kurulu Eylül ayı faaliyetleri, bir önceki toplantıda önerildiği gibi yazılı olarak hazırlanmış ve gündem ile birlikte çoğaltılarak girişte sizlere dağıtılmıştır. Divan üyelerinden Dr. Nezaket Kaya, geçtiğimiz hafta bir operasyon geçirmiştir, şu an sağlık durumu iyidir, kendisine geçmiş olsun diyoruz ve şu an bir kongre nedeniyle toplantıya katılamamıştır. Dr. Aydın Taşdöğen ise babasının vefatı nedeniyle toplantıya katılamamıştır, kendisine ve ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Dr. Ceyhun Balcı :   10 Eylül günü özel hekimlere çağrı yapmıştık. Toplantıya ağırlıklı olarak muayenehane hekimi olmak üzere toplam 15-16 kişi katıldı. Özel hekimlik adı altında geçiyor, ve TTB nezdinde de özel hekimlik kolu olarak tanımlanıyor ancak bu alanı alt gruplara ayırmak daha uygun olacaktır kanaatindeyim. Birincisi özel alanda sigortalı olarak çalışanlar, diğeri muayenehane hekimliği yapanlar şeklinde tanımlamak daha uygun olur diye düşündük. Asistan hekimler ile 11 Eylül’de toplantı yapıldı. Toplantıya 15- 16 hekim katıldı. Geçici yürütme kurulu oluşturuldu. Daha geniş katılım sağlamaya çalışacaklar. Hekime yönelik sağlık ortamındaki şiddet konusundaki çalışmalar sürdürülüyor. Olayı farklı alana taşımak özellikle psikiyatri uzmanlarının doğrultusunda farklı bir yöne yöneldik. Özellikle acil servislerde Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, KÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanelerinin acil tıp kliniklerinde toplantılar gerçekleştirildi. Bu konuda 23 Kasım 2013 tarihinde Sağlıkta Şiddet Sempozyumu” gerçekleştirilecektir. Geniş bir ortamda tartışma ortamı olacaktır. Ayrıca, 3 Aralık 2013 tarihinde de, Dr. Süleyman Kaynak “Türkiye’de Sağlık Sistemi” sunumu yapacaktır.
Dr. Kemal Özbek : Yönetim kurulu açıklamaları ile ilgili bir sorunuz var mı?
Dr. Erkan Eşki : “Millete biber gazı CHP’ye hava gazı” diye gazeteye manşet olmuştu. Polisin saldırısı olduğu, insanların biber gazına maruz kaldığı o gün de Tabip Odası kapalıydı, çünkü yönetim Hava Gazı’ndaydı.
Dr. Ceyhun Balcı : Gazetede kişisel olarak değil Oda olarak yazıyorum.
Dr. Kemal Özbek : Gündemin diğer maddesine geçiyoruz. Menemen Devlet Hastanesi’ni Dr. Hüseyin Güven’den dinleyelim. Yönetim Kurulu’nun konuya vakıf olduğunu, bu konuda bir takım faaliyetlerde bulunduğunu düşünüyorum. Bundan sonra Menemen’de neler yapılabilir? Yönetim Kurulundan beklentiler nelerdir?
Dr. Hüseyin Güven : 2000 yılından bu yana Menemen Devlet Hastanesi ile ilgili -Yönetim Kurulları da çok iyi bilirler-  Tabip Odamızda şikâyetler külliyat oluşturacak kadar birikmiştir. Hak arayan birine karşı düşmanlık geliştirilmektedir.
2004 yılında Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu Menemen Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Nusret Ayaz hakkında, hastanede çalışan dahiliye uzmanı Dr. Hasan Türkoğlu'na yönelik, Tıbbi Deontoloji Tüzüğü 38. maddesine aykırı davrandığı gerekçesi ile oy birliği ile uyarı cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Ceza alan meslektaş, TTB Merkez Onur Kurulu’nun kendisine yönelik bu ceza kararına yargı yolu açık olmasına rağmen ilginç bir şekilde yargıya da götürmüyor.
Sizlere imza sahiplerinin isimlerini vermeden okuduğum böyle traji-komik bir yazıyı, bu üç meslektaş, aynı daldan bir arkadaşları için nasıl, hangi şartlar altında yazıp verirler?
Son yaşanan olaya gelirsek, hem sendikal faaliyete, hem de meslektaşımıza yönelik bir baskı ve zorbalığını olduğunu düşünüyorum.  Bu olayla ilgili olarak davet edilen meslektaşımızın dinlenmesini talep ediyorum.
Dr. Hakan Uçar : Menemen Devlet Hastanesinde yaşananlar 25 yıllık başhekimlik öyküsüyle devam eden bir durum. Baskı ve zorbalık, adeta günlük çalışma koşullarının bir parçası haline geldi. Bu olay Temmuz ayının başında yaşandı. Hastanemizdeki taşeron işçileri örgütleyen bir sendika var, Dev Sağlık-İş. Sendikanın Ege bölge temsilcisi hastanemizi ziyaret etmek, taşeron çalışanlarla tanışıp kendilerini anlatabilmek için hastanemizi ziyaret ettiler. Sendika temsilcisiyle tanışıklığımız olduğu ve hastaneyi çok iyi bilmediği için benden yardım istedi. Öğlen arası saatlerde hastanede dolaşıp yanlarında getirdikleri sendikanın bildirilerini daha yeni dağıtmaya başlamıştık, güvenlik görevlileri bizleri engellemeye çalıştı. Kendilerini kolluk kuvveti yerine koyan bir tavırla bize bu faaliyetin “yasak” olduğunu söylediler. Biz de yasal bir sendikanın faaliyetine yönelik asıl bu engellemenin suç olduğunu TCK 118 maddesinin bu fiili düzenlediğini söylediğimizde güvenlik görevlileri biraz geri adım attı. İşim gereği radyoloji polikliniğine 5 dakikalığına uğradığımda, birkaç dakika sonra bana bahçede sendikacılarla olay çıktığı haberi geldi. Hastane bahçesine çıktığımda hastane müdürü İbrahim Şimşek ve 5-6 özel güvenlik görevlisi iki sendikacı bayanı aralarına almış resmen tehdit ve tacizde bulunuyordu. Hem de zorbaca bir tavırla. Hemen bu grubun içerisine dalıp İbrahim Şimşek’e bu yaptığının yöneticilik olmadığını, bunlara hakkının olmadığını söyledim. Bana “sen de doktor musun be? Biz senin nasıl doktor olduğunu biliyoruz” dedi. Direk mesleğimle ilgili bir hakarete maruz kalmam, bu kişinin zihnindeki kompleksleri de ele vermekle birlikte tam bir zorba görüntüsü vardı. Yaptıklarının suç olduğunu ve bunların hesabının sorulacağını söyleyip, tutanak tutmasını istedim. “Tutanak filan tutmuyorum, sizler burasını dingonun ahırı mı sanıyorsunuz, başhekimin izni yok, provokatörler, siz sendika bile değilsiniz, biz zaten sizin nasıl bir sendika olduğunuzu biliyoruz, bu hastanede zaten işçi yok memur var” diyerek zorbalığına devam etti. Yaptıklarının zorbalık olduğunu söyledim. Sonra polis geldi. Sendikacı arkadaşlara GBT dedikleri kimlik kontrol uygulamasını yaptılar. Yaşananları basınla ve duyarlı kamuoyuyla paylaşmaya ve ertesi gün için daha kalabalık olarak hastanede bir araya gelmeye karar verdik. SES Sendikası İzmir Şube yönetiminden 2 arkadaş geldi. Daha kalabalık bir şekilde eylemimize devam ettik. Başhekimle görüşmemizde, hiç de inandırıcı olmayan bir şekilde olaydan haberinin olmadığını söyledi. Sonra yaşanan bu zorbalıkla ilgili sendika yetkilileri savcılığa suç duyurusunda bulundular. Ben de bu olayı dilekçelerle hastane yönetimine, İzmir Tabip Odasına, Kamu Hastaneler Kamu Birliği Kuzey Sekterliğine taşıdım. Odamızın genel sekreteri Dr. Mete Güzelant bana dilekçemle ilgili telefon açarak ne yapılması gerektiğini sordu. Yapılan zorbalık ve hakaretin bir yönüyle emek mücadelesine, bir yönüyle de mesleğimize yönelik olduğunu belirterek, her iki açıdan da meslek odamızı yanımda görmekten mutlu olacağımı söyledim. Tabip odası yönetimi olarak konuyu ve dilekçemi Kuzey sekreterliğine taşıdılar. Kuzey sekreterliği de konuyu incelemeye aldı. İfadelerimiz alındı. Sekreterlik yaptığı değerlendirmenin sonucunu Tabip Odası Yönetimine bir yazı ile bildirmiş. Bu yazıda özetle “Kamera kayıtlarının olmaması, karşılıklı kastı aşan hakaretler olduğu ve hastane yönetimine ilgili kişilerin dikkatinin çekilmesine yönelik” karar belirtilmiş. Hastane yönetimi de durumdan vazife çıkarıp bana “görev yerini terk edip kendimle ilgili olmayan bir tartışmaya girdiğimden dolayı son savunmamı isteyen bir yazı tebliğ ettiler. Böyle bir şeyin soruşturma hukukuna aykırı ve usulsüz olduğunu belirten bir yazı yazdım, daha cevap vermediler. Bu süreç içerisinde karakoldan bir polis beni işyeri telefonumdan arayarak, sendikacılarla ilgili olduğunu, hem tanık hem de hakkımda şikâyet olduğu için ifade vermem gerektiğini söyledi. Bu olaydan sonra Avukat arkadaşımızı arayıp telefonla davet olup olmadığını sordum. Acil durumlarda kullanılan bir yöntem olduğunu, karakola gidersem de mutlaka bir avukatla gitmem gerektiğini söyledi.  Menemen'de avukatlar karakola gidip dosyayı incelediler. Dosyada benimle ilgili ne sanık ne de tanık olarak herhangi bir şeyin yer almadığını, savcılıktan da böyle bir isteğin olmadığını söyledi. Yani karakola gitmemi gerektiren bir durum yokmuş. Sanırım bu dava ile ilgili beni tedirgin etmek istiyorlar diye düşünüyorum 
Hem hastane yönetiminin tutumunu hem de bizlerin yaşadığı sıkıntıyı paylaşmak istedim. Bu yaşanılanları kişisel bir sorunum olarak görmüyorum, hepimizin çeşitli boyutlarıyla yaşadığı bir sorun olduğunu, bunun çözümünün de birlikte hareket edebilmekten ve direnmekten geçtiğini düşünüyorum. Konuyla ilgili anlatacaklarım bunlar, soru olursa cevap verebilirim.
Dr. Emine Yılmaz : Ne gibi baskı var, bunların dışında?
Dr. Hakan Uçar : Bu soruya hastane yönetimini bana verdiği bir yazıyla cevap vereyim. 4-5 ay önceydi, iş performansımın düştüğünü ima eden ve raporlandırma konusunda daha gayretli olmam için beni uyaran bir yazı verdiler. Buna tabii ki itiraz ettim. Dr. Hüseyin Güven’in polikliniğinin kapatılması ve devamlı geçici görevlendirme ile hastaneden uzak tutulmaya çalışılması.  Daha buna benzer bir sürü baskıcı uygulamalar.
Dr. Hüseyin Güven : Sesini çıkarmayan ve “uyumlu” çalışan insanlar kuşkusuz böyle sorunlar yaşamıyor. Bu sorunlarla hakkını arayan, haksızlığa karşı mücadele eden insanlar karşılaşmaktadır.  Geneldeki gidişatın bir parçası gibi. Sömürünün en ağır yaşandığı alan taşeron çalışanlar. Anayasal hak olan sendika hakkını savunan -bunu bir sendikacı olarak savunması doğal olan- bir meslektaşın başına disiplin ve polis soruşturmaları geliyor. Bu süreç de hekim meclisimizin gündemine geliyor.
Dr. Ergün Demir : Sağlıkta tek tipleştirme var. AKP kendi dışındaki düşünceyi kabul etmiyor. Yapılması gereken,  Tabip Odası, TTB ve sendika yöneticilerinin bir araya gelerek hastaneye bir ziyarette bulunmaları, başhekime meslektaşımızın yanında yer aldığımızı ve meslektaşımıza yapılanları kabul etmeyeceğimizi söylenmesi gerekiyor. Bunu öneriyorum ve mümkün olduğu kadar hızlı şekilde yapılması gerekiyor.
Dr. Uğur Gönenç : Baskıya direnen ilk değilsiniz. Baskı ve kölelik düzeni olan taşeron çalıştırmaya karşı başkaldıran bir meslektaşım olduğunuz için çok mutlu oldum. Ben de daha önce Tabip Odasından ve Hekim Meclisinden yardım istemiştim. Maalesef içinde bulunduğumuz durumdan dolayı olamamıştı. Sendikalaşmak güzel ama çok kişinin canının yanacağını düşündüm. Odadan yardımı şiddetle talep ediyorum.
Dr. Hakan Uçar : Taşeronlaştırma 80’li yıllarla beraber ekonomi ve toplumsal hayatımıza giren bir kavram. Öyle bir hal aldı ki artık T.C., Taşeron Cumhuriyeti anlamına geldiği iddia edilebilecek boyuta ulaştı. Buna karşı duramazsak 657 devlet memurları kanununda yapılacak bir oynama ile bizler de taşeron çalışanlar haline döneceğiz. Ancak bu mücadele taşeronlarla birlikte verilmek zorunda, onların sendikalaşması bu süreci hızlandıracaktır. Sendikanın bir işyerine girdiğinde çıkmasının çok zor olduğunu bildikleri için asıl baskıyı sendikalaşmayı tamamıyla engellemek, başlamadan bitirmek amacıyla yapıyorlar.
Dr. Endam Köybaşı : Menemen problemli bir yerdir. Bu olağanüstü bir durum. İlk defa baskıyla karşılaşılan bir yer değil. Sağlık Bakanı ortada yok. 2 gün önce bir derbi maçı oluyor. Futbol taraftarının da karşısına çıkıyorsan bu bir provokasyondur. Bir doktorun polis tarafından aranması olağanüstü bir durumdur. Meslek örgütümüzün ve sendikanın da orada bulunması gerekiyor. Daha ciddiye alıp, birlikte durmamız gerekiyor.

 
Dr. Kemal Özbek :  Gündemin 3 ve 4 sırasında yer alan, hekim ve sağlık çalışanlarına şiddet uygulamaları ile sağlıkta dönüşüm ve hekimlik konularını birleştirerek görüşmeye açıyorum.
Dr. Ergün Demir : Özellikle acil bölümünü ilave etmek istiyorum. Yazı da göndermiştim. Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil kliniğinde arkadaşımıza bıçaklı saldırı olmuştu. Çalışma ekibi oluşturalım, Acil Tıp Derneğini de katalım. Biz burada konuşup gideceğiz mi.? Yönetim Kurulu, geçici görevlerin devam ettiğini biliyor.
Dr. Uğur Gönenç : Düzenlenecek sempozyumda siyasi temsilciler var mı?
Dr. Ceyhun Balcı : Yok.
Dr. Uğur Gönenç : Yasal düzenleme olmadan olmaz. Mutlaka çağırmamız gerekiyor.
Dr. Ülkümen Rodoplu : Aslında az önce Menemen örneği gösteriyor ki hekime şiddet konusunda  hastane yöneticileri, çalışanları da, hekimler de başlamış. Rotasyonlarla ilgili söz aldığımda rotasyona giden hekimi hep yalnız bıraktığımızı vurguladım. Şiddete uğrayan hekimi de yalnız bırakıyoruz. Ben bunu çok önemsiyorum. Olay anında meclisin temsilcileri bir araya gelip, ilgili kuruma gidersek daha iyi olur. Büyük fotoğrafı hiç kaçırmayacağız. Yaptığımız iş sıradan değersiz kıymetsiz olur. Bu unsurların başında biz de geliyoruz. Kaçımız hastanın beden dilinden anlıyoruz? Gözünün içine bakarak reçete yazıyoruz? Orada ne yapılabilir. Yıllar önce Tabip Odası ile Herkes İçin Acil Sağlık Derneği ortaklaşa bir etkinlik yapmıştı. Bütün hekimlere kask, cop gibi mesaj uygun değildir.  Hekim dövüş sanatını öğrenmez. Hastalarımızı ötekileştirerek, bunu demeç haline getirmemeliyiz. İşi basitleştirmiştir. Şiddete uğrayan hekim ve hemşire mahkemeye gittiğinden hep yalnızdır. Ekip kurmalıyız. Onu yalnız bırakmamalıyız. Mutlaka bu süreci takip etmeliyiz. Çok ciddi reaksiyon göstermeliyiz. Mutlaka polisin ve güvenlik güçlerin acil servislere sokulması metal direktörlerini alınması gibi bazı tedbirler duyuyoruz. Bundan da şiddetle uzak durmalıyız.
Dr. Ergün Demir : Dr. Turgut arkadaşımız burada mıdır. Hekime şiddet konusunda yapılan toplantılarla ilgili bilgi verebilir mi?
Dr. Kemal Özbek : Turgut arkadaşımız şu an burada yok. Daha önceki bir Hekim Meclisi toplantısına katılmış, çalışmalar ile ilgili olarak bizleri bilgilendirmişti. Tüm tarafların katılımıyla oluşturulacak bir çalışma grubunun 23 Kasım sempozyumuna kadar faaliyet yürütmesi somut bir çalışma olacaktır diye düşünüyorum. Bu konuda profesyonel yardım almamız da uygun olacaktır.
Dr. Ali Ağzıtemiz : Ek olarak Türkiye’de bütün yaşadığımız her şey bir iktidar sorunu olarak yaşanıyor. İktidar sorunu kendisinden bağımsız hiçbir şeyin gelişmesine izin vermiyor. Profesyonelce davranmamız gerekiyor. TTB, Baro, meslek örgütü. Bu iktidarla mücadele konusunda birlikte olmak ve özel eğitimler de almak gerekiyor. Doğru algıya nasıl ulaşılır? Şiddete karşı şiddetle cevap verilmeyeceğini bilmemiz gerekiyor. Bizi arkalamak gibi basında çıkan yazılar yazılmasa da şiddeti masum gösteren şiddeti olumlayan davranış ve yazılış biçimleri görülüyor. Algılama sorunu var. Tabip Odası örgüt gibi davranması gerekiyor. Yönetimin organizasyonu en geniş şekilde nasıl katkı sağlanacaksa yapması gerekiyor. Sempozyum düzenlenirken niye Baro yok? Kendimizi izole ediyoruz. Toplumun her alanında şiddet var. Bilerek destekleniyor, göz yumuluyor. Bu konuda bize yardımcı olacak profesyonel yardım almamız lazım. Öfkeyle hareket etmememiz gerekiyor. Hekimler olarak bizlerin geçmişte kamuoyunda iyi olmayan izlenimler bizi bu noktaya getirmiştir. Hekimlerin değersizleştirilmesi ilk günlerden başlamış. Toplantılarda defalarca söyledim. Tek güç sendikalaşmadır.  Ortak dil oluşturmanın yolu ortak davranmaktan geçiyor. Sendikal görevleri geçmişten getirdik, Oda, TTB yöneticilerine yüklenip bakmamamız gerekiyor. Doğru modeli bulmamız gerekiyor. Bu işin çözümünü ortak noktada hedeflememiz lazım. Devletin elinde şiddet kullanan örgütü vardır. Söylediklerimizin geniş kitlelerce iyi algılanması lazım.

 
Dr. Özge Atacan : Hekimlerin empati becerileri eksik görüşüne katılmıyorum. Esas mücadeleyle başlanacak tek şey iktidarın devrilmesidir. Sağlıkta mücadele verebiliriz. Hekimlerin şiddetle ilgili sorumluluğunu aramak gerekiyorsa sınıfsal olarak aramak lazım. Daha önceki dönemlerde, muayenehanecilik dönemde sınıfsal öfkedir. Buna en iyi örnek gezi direnişi oldu. Bence Hakan arkadaşımızın yaşadığı Türkiye’de tarihsel bir bağı kuruyor. Hakan arkadaşımızı tebrik ediyorum.  Uzman bir hekimin taşeron işçilerin örgütlenmesi için çaba sarfetmesi takdir edilecek bir durumdur. 
Dr. Erkan Eşki : Çok sevindim. İlk defa değil ama uzun zamandır bu kadar olumlu toplantı olmamıştı. En son TÖK üzerinde de böyle bir tartışma olmuştu. Bir sağlıkta dönüşüm ve ülkede sağlıkta dönüşümü gerçekleştirmektedir. Toplumla birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Komisyonlar çalışsın, hastanelerde çalışan hekimler sağlık çalışanlarıyla, hastalarla birlikte olması anlamında mücadele olunması gerekiyor. Başka yapacak bir şey yok.
Dr. Hüseyin Aydın Turan: Komisyonların kurulması lazım. Sağlıkta dönüşüm enerjisini nereden alıyor? Bunu algılamamız lazım. Hukuki bazda bu çalışmaların yapılması gerekiyor. Doktorlara şiddet te oy getirmektedir. Acil konusu ayrı hekime şiddet konusu ayrı yapılmalıdır.
Dr. Ergün Demir : Artık yok.  Arkadaşlar burada yaşadığımız sorunlarla ilgili bir temas istiyoruz. Mesaj atma, basın açıklaması istemiyoruz. Bizim göremediğimiz unsurları görme konusunda bir çalışma grubuna ihtiyaç vardır, olursa iyi olur.
Dr. Emine Yılmaz : Ben poliklinikçiyim,  orada ne yapılabilir. Onu tartışmadık. Hekimler ayda en az 1 kez sözlü olarak şiddete maruz kalıyorlar. Biz hastaları cesaretlendiriyoruz. Güvenlik görevlileri eğitimsiz, yakın savunma eğitimi almaları gerekiyor.
Dr. Ülkümen Rodoplu : Dedektörlerin denendiği ülkeler var, Belçika - İngiltere gibi. O yüzden bu konuyu söyledim.
Dr. Meltem Yavuzyılmaz : Ergün’ün söylediği Menemen konusunda ne yapacağız. Onu merak ediyorum.
Dr. Ceyhun Balcı : Meslektaşları dik durma, ikna etme konusunda sıkıntı yaşıyoruz. Hekim arkadaşımız sözlü olarak şiddete uğramış. Hakaret eden kişiyle uzlaşmış ve 4.000 TL gibi bir rakam almış ve Dr. Ersin Arslan arkadaşımızın hesabına yatırmıştır.
Dr.Emine Yılmaz:  Biz de birey olarak bir şeyler yapalım.
Dr. Kemal Özbek: Hastanelere girişte bulunacak dedektörün etkisi nasıl olur? Hasta ve hasta yakınlarında nasıl bir duygu oluşturur? Konuları da dahil, konunun tüm boyutlarını incelemeliyiz. Bu çatı altında bir çalışma grubun oluşturması her halükarda yararlı olur. Dilerseniz Yönetim Kuruluna sunalım. Hekim meclisi üyeleri tek tek görev almaya hazırlardır. Yeter ki şiddet daha az olsun yada hiç olmasın.  O grupta yer alacak arkadaşlarımızın teknik bilgisi olanlar olacağını düşünüyorum. Menemen Devlet Hastanesi ziyaretinin, ne zaman – kimler ile ve nasıl yapılırsa faydalı olacağı konusunu da Dr. Ceyhun Balcı aracılığı ile Yönetim Kurulu dikkatine sunuyoruz.  
Dr. Meltem Yavuzyılmaz :  Yönetimden mi bekleyelim?
Dr. Hüseyin Güven : Meclis kararı alınabilir. Meclisin de kendi tüzüğü olduğu için TTB, oda ve sendika temsilcilerinin birlikte olması yararlı olacaktır.
Dr. Uğur Gönenç : Çabuk karar verilirse iyi olur.
Dr. Kemal Özbek : Hekim meclisi bu konuyu değerlendirdi, Menemen Devlet Hastanesi ile görüşme, toplantı  yapılmasına dair karar alırsak sizler için uygun olur mu?
Dr. İlgül Bilgin : Hekim meclisi adına burada sizden dinleyeceklerimizi aktarmak adına gibi orada bulunabiliriz.

 
Dr. Ali Osman Karababa : Menemen’deki olaylar çok net. Başhekimliğin kendini savunacak bir şeyi yok. Ben kendi adıma bir heyet bulunsun. Bunun yanında tabip odası yakın bir tarih için çağrı çıkarsın. Araç ayarlasın. Geleceğini beyan eden insanlar üzerinden. Kitlesel olarak oraya gidelim. Protesto metni hazırlansın, önlerine koyalım. Bu gücü hissetsinler.
Dr. Uğur Gönenç : Tabip Odası Onur Kurullarına meslektaşlar birbirlerine böyle davrandıklarında şikayet ediliyor mu?
Dr. Kemal Özbek : Dr. Hüseyin Güven konuşmasında geçmiş bir yüksek onur kurulu kararını okudu. TTB mevzuatına göre, meslektaşlarına kötü davranmak konusunda Yönetim Kurulu, şikayet üzerine veya res’en inceleme başlatabilir. Odaya üye olsun ya da olmasın inceleme kapsamına girer.
Dr. Hüseyin Aydın Turan:  En doğrusu bu olur.
Dr. Meltem Yavuzyılmaz : Hekim Meclisi olarak bu kararı burada verelim. Bu ziyareti biz yapalım.
Dr. Hüseyin Güven : Tüzüğümüz gereğince bizim de bir statümüz, tüzel kişiliğimiz var. Fakat buradan çıkan görüşler de heba olmasın. Mutlaka Yönetim Kurulunun da bunu değerlendirmesi lazım. Hekim arkadaşımızın yanındayız, bu sahiplenme ifade edilmelidir.
Dr. Kemal Özbek : İzin verirseniz toparlamaya çalışalım, dilek temenni ile birleştirip bitirmek istiyorum.
Dr. Ergün Demir : Kamu özel ortaklığı önemli idi. AKP Bayraklı ilçe binasında sağlıkla ilgili açıklamalar yapılıyor. Ben 4 aydır forum meselesinde benim bir sağlıkçı olarak tüm forumlarda şöyle bir şey vardı. Bilgi eksikliği. Neler yapılacağı ile ilgili bir sunum yapılsaydı iyi olurdu. Av. Özgür arkadaşımızın yazdığını okumak istiyorum.  Hukuki süreçle ilgili bilgi verdim. Kazova tekstil işçilerine destek için kazak alma konusunda bir önerim var.
Dr. Ali Osman Karababa : 28 Eylül Cumartesi Egeçep’in bir etkinliği var. Toplantıya hepinizi davet ediyorum.
Dr. Kemal Özbek: Kamu özel ortaklığı konusunda konferans, çalıştay, forum gibi bir toplantı olması uygun olacaktır. Bu öneriyi Dr. Ceyhun Balı aracılığı ile yönetime iletelim. 
Dr. Hüseyin Güven : Hekim meclisi toplantısı çağrılarının tüm hekimlere cep mesajı olarak   gönderilmesini öneriyorum. Katılımlı toplantılar verim sağlayacaktır. Meclis tüzüğü de “hekim meclisi toplantıları tüm hekimlere açıktır” diyor.
Dr. Kemal Özbek: Katılım ve katkılarınız için teşekkür eder, iyi akşamlar dilerim.