Hekimler İçin
Acil Durum Hattı
(506)
235 26 86

26.05.2015

İzmir Tabip Odası Hekim Meclisi – Mayıs’15 Toplantı Tutanağı

 
Toplantı No    :  6
Tarih            :  26.05.2015
Divan           :  Dr. Şükriye Kaplan Uzunoğlu, Dr. Yıldıray Orhon, Dr. Güney Toprak
Katılanlar       :  17 HM üyesi, 3  HM üyesi olmayan hekim
 
 
 
Açılış, Divan ve Yönetim Kurulu Bilgilendirme
 
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu:İyi akşamlar, hoş geldiniz. 
 
Dr.Mete Güzelant: Mayıs ayı etkinliklerini sundu.
Dava kazandık. Bununla ilgili bir basın açıklaması var. Aliağa hava kirliliği ve homeopati ile ilgili sunum vardır.
 
Gelen istekler üzerine 4.maddeyi öne çekiyoruz.
 
TCK ve Bağlantılı Olarak Borçlar Kanununun, Tıp Meslekleriyle İlgili Olarak Değiştirilmesi İçin;  
- Gereken inisiyatifin başlatılması amacıyla izlenecek yolların tartışılması, girişim başladıysa, durumun veya   aşamanın öğrenilmesi.                                                                            
- Alternatif yasa prototipi oluşturulma çalışmalarına başlanması, başlandıysa son durumun öğrenilmesi.      
 
Dr.Soner Recai Öner: TCK hepimizin muzdarip olduğu bir kanun. TCK temelde bir kast üzerine çalışır. Kast sonuç oluşturur. Birisi kötü bir şey yapmaya kast etmiştir. Ardından mahkeme süreci gelir, ceza alırsın veya almazsın. Hiçbir doktorun “hasta ölsün” diye kastı olamaz. Kötü kasıt ile hasta ölsün diye yüksek doz veren başkadır. Onları ayrı tutuyorum. Bilinçli taksir, aynen bizim komplikasyona uymaktadır. TTB’nin ve diğer yan dal dernekleri ve odaların da efor sarf ettiklerini biliyorum. Efor bir etki getiriyor mu getirmiyor mu? Merak ettiğim için burada konuşalım istedim. Izdırap çekiyoruz. Tespit için zaman geçti. Pratik olarak kanunun değişmesi için neler yapıyoruz. Kanun teklifi yapacak 30 milletvekili bulduk mu veya partiden birkaç kişi bulduk mu? Sivil toplum örgütleri ile görüşüldü mü? Net bir girişimlerimiz oluyor mu? Yoksa başlatalım mı? Varsa bunları konuşalım istedim.
 
Dr.Güney Toprak: Komisyonlarımız var. Oralarda olgunlaştırılabilir. O komisyonlarda görüşülebilir.
 
Dr.Soner Recai Öner:  Komisyonlara havale etmeyin lütfen.
 
Dr.Süleyman Kaynak: Tabi çok önemli bir konuya değindiniz. Hekimler olarak çok yasal sorunlarımız var. Hekimler arası veya kurumlar arası şikayetler var. Borçlar Hukuku’na göre değerlendirme olabilir. Önce oturup alternatif bir taslak yaratmak gerekiyor. Belki yurt dışındaki örneklerin kopya edilmesiyle alternatif yaratılması gerekiyor. Herhangi bir partiye gittiğimizde tamam yapalım deyip, daha kötüsünü yapabiliyorlar. Çok ciddi hukuk desteğine ihtiyaç var. 2.si mahkemeler bilirkişi olarak çoğunlukla adli tıp kurumunu gösteriyorlar. Adli tıp kurumu da maalesef çok siyasallaşmış durumda. Örneğin adli tıpta göz hekimi yok. Bir dosya gittiği zaman son bir yıldır adli tıp, özel hastanelerdeki hekimlerden görüş istiyorlar. Mahkemeler de bunu dikkate alıyorlar. Dolayısıyla adli tıp kurumu yasasında da TTB uzmanlık derneklerinin işbirliğiyle görüş alınarak insanların seçimi konusunda geçerli bir çerçeve  oluşturulması lazım. Hataların gündemde tutulmasında fayda var. Taslak metin ortaya çıkarılmasını öneriyorum.
 
Av.Mithat Kara:  Çok sıkıntılı bir alan. Nereden başlayacağız, neyi talep ediyoruz ortaya koymamız gerekiyor. Türkiye de hekimlerin yargılanması ile herhangi bir vatandaşın yargılanması mevzuatı aynı. Hekimler için özel bir mevzuat yok. Buna  ihtiyaç var mı? Varsa nasıl olmalı? Tartışmak lazım.
 
Dr.Soner Recai Öner: Bir memur ile sıradan vatandaşın yargılanması olarak algıladım.
 
Av.Mithat Kara:  TCK da vatandaşların yargılanmasında kusurların 4 çeşidi vardır. Kasıt, olası kasıt, taksir, bilinçli taksir. Kasten adam öldürmekten yargılanan bir hekimi görmedim. Hekimler kasten adam öldürmekle yargılanmıyor. Taksirle adam yaralamak veya taksirle adam öldürmek fiilinden açılıyor. Malpraktis ile açılan davalar kasten yargılanmıyor. Taksir nedir istemeden, kasıt olmaksızın, ihmal meslekte bilgi beceri eksikliği nedeniyle hastaya zarar vermek olarak tanımlanıyor. Taksirle suçlanan hekim yargılanmalı mı oradan başlamak lazım. Sistemin sorunları varken, sağlık çalışanları yargılanmalı mı? Hukukçular birey odaklı yaklaşıyorlar. Türkiye’de sorun şu:  Hasta zarar görmüşse bir günah keçisi bulacaksınız. Biz (TTB,odalar) ise sistemi sorgulayan bir yaklaşımı benimsiyoruz. Hekimlerin çalışma koşullarını dikkate alarak kimi sorumlu tutacağız. Mücadele yürüteceksek sistemi sorumlu tutan, muhatap alan bir yaklaşım olmalı. Şu andaki yaklaşım da hekimi sorumlu tutma eğiliminde. Şimdi bu konuda neler yapılıyor. Mahkeme önüne bir olay geldiği zaman hekim nöbet tutmuş, hasta bakmış onu görmüyor. O olay özelinde sorguluyor ve yapmış mı yapmamış mı ona bakıyor. Tazminata mahkum ediyor. Yaklaşım bu.
Uluslararası bir toplantıda (çalıştay)TTB özellikle şunu vurguladı. Malpraktis’de hekimleri değil sistemi sorgulayan bir anlayışı yerleştirmek gerektiğini belirtti. Malpraktise yol açan etkenleri ortadan kaldırmak gerekiyor. Aksi taktirde malpraktis olmaya devam edecektir. Çalıştayın sonuç raporunda sağlık çalışanlarının çalışma koşullarını öne çıkaran bir karar çıktı. Ama ne kadar uygulanır bunu da tartışmak gerekir. Hastanın avukatı bir hekime Sağlık Bakanlığı, üniversite aleyhine dava açtı ise o avukatın bir yıl iş yapmasına gerek yok. Hukukçuların da suistimal yapmasına sebep oldu. Hekimin bir hatası var mı, yok mu? Bunu kim tespit edecek? Bunu hekimler tespit ediyor. Türkiye’de bilirkişiler kim? En çok adli tıp kurumuna dosya gönderiyorlar. ATK yapılanmasının değişmesi gerekiyor. Bilirkişi uygulamaları konusunda ciddi sorunlar var. Amerika’da defansif tıp uygulamaları ister istemez giderek yaygınlaşıyor. Ancak, tespit edersem kasıttan yargılarım, diye düşünülüyor. Türkiye’de bu deneyimler daha az.
 
Dr.Soner Recai Öner: Benim temelden saptı bu durum. Bizim derdimiz paradigmanızı bizim tarafa çevirmeniz. Kanunun değiştirilmesi konusunda, resmi gazete de çıkması, kaç imzanın toplanması, gerektiği konusunda neler yapmalıyız. Mahkemeler komplikasyon olarak kabul etmiyor. Bu kanun çerçevesinde ayrım yapılamıyor. Şu anda davaların yüzde sekseni olayın komplikasyon olduğunun ispatlanması için debelenmekle geçiyor.  Ne hukuk bölümü içselleştirmiş ne de biz içselleştirmişiz. Hata her zaman ceza görecektir. Bunun standartları var. Yanlış hastaya yanlış prosedür. Organizasyona bağlı, kişiye bağlı, çevresel etkiler. Hepsinin kriterleri kanunda yazılı. TCK’dan doktoru kurtarmak gerekiyor. Benim hiç davam yok ama hepimizin başı dertte.
 
Dr.Başak Bayram: Yüksek Sağlık Şurası kararlarında doğru teşhis koymamak 1.sırada. En sık ceza alan pratisyen hekimler. Bu sonuçlar sunu gösteriyor. Sistemle ilgili bir sorun var. Sistemin açıklığı üzerinden ceza alıyoruz. Hastaların acilde kalma süresi azaldıkça bizim ceza almamız artıyor.
 
Dr.Soner Recai Öner:  hukuksal mücadeleyi başlatmak gerekiyor.
 
Dr.Zehra Mete: Bu dosyaları yüksek onur kurulunda da görüşüyoruz.  Yasayı değiştirdik. Bu yasayı kim uygulayacak. Bizlerle ilgili diğer maddelerle ilgili yasa hazırlıkları yapıldı. TTB ve avukatları sırf bu işle aylarca uğraştı. Yasaların uygulanabilirliği anlamında. Biz bunu da uygulayamıyoruz. Bizim karşımıza gelen dosyalarda bilirkişiye giden dosyalarda biz aptallaşıp kalıyoruz. Bizim hekimleri tek bir güç olarak yasa çıkarmak konusunda hep beraber davranalım dediğinizde bu ayar yapılamıyor. Sağlık şurası farklı bir kurum.
 
Dr.Soner Reca Öner:  genel politik durumdan uzak bir durum olarak bakıyorum. Elde kürek yoksa toprağı kazamazsınız. Bir küreğimiz bir yasamız olsun istiyorum. Ben pratik sonuçlara önem veriyorum. Senin önerin ne?
 
Av.Mithat Kara: Genelleştirerek işi çözümsüzleştirmeyin.
 
Av.Mithat Kara: Hekimler aynı maddeyle yargılanmıyor.
 
Dr.Soner Recai Öner: TCK kast üzerinden başlar. Burada tanımlanan şey kast.
 
Dr.Mete Güzelant:  Disiplin yönetmeliğinde de “meslekte bilgi ve beceri yetersizliğinden ….” maddeler var. Mithat ta bunu açıklamaya çalıştı. İstenmeden yapılan şeyler. İstenilen şey cinayet olur. Mithat ile daha detaylı konuşursanız iyi olur.
 
Dr.Soner Reca Öner: TTB’nin aktivitesini bilmek istiyorum.
 
Av.Mithat Kara: Ben size dökümanları göndereyim.
 
Dr.Başak Bayram: Çok rahatlıkla basın tarafından malzeme olabiliyoruz. Tabip Odasının böyle bir yayın olduğunda direk böyle bir refleksi var mı? Geçen Marmara Üniversitesi’ndeki olay hemen basına yansımıştı.
 
Dr.Mete Güzelant: Basını denetlemek çok kolay değil. İzmir’de olduğu zaman ilgileniyoruz. Bu tür eğitimler daha önceden yapıldı. Bu da bir görev olarak önümüzde duruyor.
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu: Diğer maddemize geçiyoruz.
 
 
Aile Sağlığı Merkezlerinde 20-21-22 Mayıs ta 3 günlük iş bırakma eylemi kararının değerlendirilmesi
 
Dr.Nuri Seha Yüksel: Tekrar aile hekimleri konusuyla karşınızdayım. 1,5 yıldır AH ile ilgili eylemlilik durumundayız. Hastane nöbetleri idi. Sonra fazla çalışma idi. Bizim sıkıntımız sağlıkta dönüşümün parçası olan fazla çalıştırmayla başlayan cumartesi nöbetleri idi. Ayda 8 saat çalışacaksınız dediler. Bu başlangıç noktasıydı. Fazla mesailere gitmedik. Eylemlere başladık. Bu ceza puanı uygulamasında nöbete gitmemenin cezası 5 puandı, 20 puana çıkarıldı. 5 kez katılanın sözleşmesi feshedilebilecekti. 16 sın da bu olay olunca biz düşünmeye başladık. TTB Odalara ve diğer kuruluşlara ne yapılabilir diye sordu. Seçim olduğu için hızlıca hareket etmesi gerekiyordu. 28 inde TTB de sendikalarla birlikte toplantı yapılması görüşüldü. Başka bir sendika da medyayı da yakaladığı için 28 indeki toplantı biraz sıkıntılı oldu. 20 21 22 Mayıs günleri kararlaştırıldı. Duyurusu yapıldı ve çalışmalar başlatıldı. Sıkıntının 1.si en büyük desteğimiz sahadaki hekimleri toplamak.   Aile Hekimliği Fedarasyonu ile sıkıntılar yaşıyoruz. Eylemlere başlarken Aile Hekimliği Federasyonu yöneticilerini davet ettik. Toplantıya katılmadılar. 2 durum ortaya çıktı. Eyleme katılanlar ve sessiz kalanlar. İzmir de 13 ünde bütün sendikalarla toplantı yaptık.  Seçimden önce böyle bir eylem yapılmalı mı yapılmamalı mı? Toplantıdan şöyle bir durum çıktı. Seçim öncesi eylem yapmayalım yönünde idi. Fatih Portakal’ın programında da bulunduk. 3 günlük eylemimize başladık. Türk Sağlık-Sen çok zor durumda kaldı. Son gün için eylem kararı aldılar. Eylemimizin başarılı olduğunu düşünüyoruz. Sosyal medyayı harekette tuttuk. Vatandaşların bakışı da çok iyi idi. Bu konuda çok iyi sonuç aldığımızı düşünüyorum.  
Dr.Soner Recai Öner: Sivil toplumun kendisini ifade etmek için çeşitli enstrümanları var. Aile hekimliği güzel uyguluyorlar. Sivil toplum kendini hukuka uygun kanunlara aykırı ifade edebilir. Sivil toplumun kendini ifade etme yöntemidir.  Hukuka uygunluk nedir bunları okumanız gerekir. Siz kaç hekimsiniz?
Dr.Nuri Seha Yüksel:  22 000 aile hekimi var.
Dr.Soner Recai Öner: Yarım saat kapının önünde dursanız bile önemli sonuçları olur.
Dr.Nuri Seha Yüksel:  Seçimden sonraya hazırlık yapmak lazım. 
 
 
Seçim Sonrası Kurulacak Yeni Hükümet ve Sağlık Bakanına, Hekimleri Taleplerini İletilmesi Yöntemlerinin Kararlaştırılması
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu: Bu konuda söz almak isteyen var mı?
 
Dr.Ergün Demir: Merhabalar arkadaşlar. Geçen hekim meclisinde sormuştum. 2 öneri vardı. Özel hekimlikte ve aile hekimliğindeki arkadaşların önerisi vardı. Sorun yaşıyor musunuz diye sormuştum. Ses çıkmamıştı. Soruyorum. Divan üyelerine, 4 yönetim kurulu üyelerini  soruyorum. Acil servislerde yaşanan sorunlar var idi. Sorun çözüldü mü? AKP hükümetinin yöneticileri evlere giderek radon gazı konusunda odalara giriyor. Ne yaptık. Aile hekimleri 3 günlük grev yaptı. Biz 3 günlük eyleme destek olalım diye ne yaptık. Geçen hafta buca da mültecilerle ilgili arkadaşımıza ne yaptık? Yaşanan sorunları rapor haline getirelim dedim. Mete Menemen’e gidileceğini söyledi. Buraya padişah geldi. Sağlık kurumuna yazılar gönderildi. Ne yaptık arkadaşlar zorunlu oldu. Bayraklı’da şehir hastanesinin açılışı var ne yaptık arkadaşlar. Ses çıkarmamak AKP’nin politikalarını onaylamak anlamına geliyor. Seçime 1 hafta kala bu gürültüde ses çıkar mı?  Meslek örgütlerİ sendika ayrımı yapmaz. Meslektaşlarımızın grevlerini genişletme konusunda bir şeyler yapar. Biz enerjimizi bugünkü siyasi politikaların sağlık alanında kullanmalıyız. O gün eyleme gittiğimizde Mete ve iki arkadaş vardı. Yönetim kurulu üyeleri divan üyeleri onca arkadaşlarımız Nerde idiler?
 
Dr.Hüseyin Aydın Turan: Genel bir bütün eksiklik var. Sağlık sistemi nasıl olmalı onu tartışmıyoruz. Sağlık sistemi nasıl yapılmalı onu düşünmeliyiz. Sosyal politika yapmamız lazım. 
 
Dr.Soner Recai Öner: Sosyalizm değil de doğrudan demokrasi yönünden bakıyorum. Herkesin fikri çok önemli. Teknolojik alt yapı da bitti. 100 bin kişi oyunun orada etkilediğini görünce TTB 120 bin kişi olacak. Sivil toplum örgütünün gücü buradan geliyor. Ben İzmir e güveniyorum, bir sonraki seçimde İzmir Tabip Odası doğrudan demokrasi konusunda öncülük edebilir.
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu: Resmi gündemimiz burada sona erdi. Ek gündem önerileri var. Nebil Gürhanlı’nın geçici görevlendirmesiyle ilgili önerisi vardı.
 
Dr.Nebil Gürhanlı: 32 senelik hekimim, 23 yıldır tepecikte çalışıyorum. Orada en büyük güvencemiz oda başkanı orada. HT, DM ve bypas’lıyım. 1,5 ay önce beni geçici olarak Menemen DH’ne ihtiyaca binaen gönderdiler. Açık kalp ameliyatı yapılmayan, koroner yoğun bakımı olmayan hastaneye gönderiyorlar. Bizim yerimize göğüs hast.den içapcı gönderiyorlar.  İtiraz ettim. Oranın verdiği cevap biz böyle yaparız idi. TO’na başvurdum. Hukuki destek verildi. Dava açtık. Halen orada bu eziyet giderek büyüyerek devam ediyor. Bizim hastaneden 8 10 kişiye geçici görev çıkmıştı. Amacım diğer hastanelerden de geçici göreve giden meslektaşlarımız adına hekim meclisinin gündemine getirmek. İnsanı niteliksizleştiren bir süreç. Bu yaz dönemi başında kaç kişiye geçici görevlendirme çıkarıldı gündem oluşturmak lazım. Herkes diktatörden nasiplenmiş, oralarda diktatör olmuşlar. Oda nezdinde benim mesleki hukuki ekonomik hukuki haklarımı savunmak adına seçilmişsiniz. Bunlar için tabip odası bir şey yapması gerekiyor. Bu haksız insanlık yasa dışı uygulamayı bilerek kasten yapan üç hekimin TO onur kuruluna verilmesini talep ediyorum.
 
Dr.Ergün Demir: Hukuki süreç açısından 663 KHK uyarınca gönderilebilir. geçici görevlendirmemi tamamlayayım, aman beni bir daha göndermezler inşallah, sesimizi çıkarmayalım, dememek lazım. ”Eyvallah” deme dönemi bitmiştir. Sadece oda yönetiminin değil Hekim Meclisi divan ve meclis üyelerinin de görevidir.. Kamuoyuna bilgi vermek gerekir.
Dr. Hüseyin Güven: Yönetim  kurullarının onur kuruluna sevk etme yetkileri var. Ben de YK’na bir görev düştüğü kanısındayım. Geçmişte örneği var. Müdahale edilmesi gerekiyor.  Bu kadar açık vahim görevlendirmeyi  yapanlar  hakkında  yönetim kurulunun gereğini yapacağını düşünüyorum.
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu: Sayın yönetim kurulu gündemine alacaklardır.
 
 
 
Dilek, Temenniler ve Kapanış
 
Dr.İnan Mutlu: EÜTF Kardiyoloji de asistanım. Nisan ayının başında doğan haber ajansından beni aradılar. Domuz gribi şüphesiyle asistan arkadaşların hastanemize yatırıldığını ve benden görüş istediler.  Asistan hekim robot değildir başlıklı yarım sayfalık bir yazı yazdım. Bu açıklamayı yaptıktan sonra o arkadaşlara gidip yapabileceğimiz bir şey var mı diye de gittik. 2 saat sonra haber internete düştükten sonra hekim arkadaş beni arayarak neden adını verdiğimi söyledi. Ben de isim vermediğimi özellikle söyledim. Hekimin nasıl böyle bir tepki vermeye çalıştığını anlamaya çalışırken rektör e kadar herkes beni aradı. Bu arada tabip odasına bilgilendirme attık. Asistan hekim komisyonu olarak. Bu yazıdan sonra Tabip Odasından bana yazı geldi. Asistan hekim temsilcisi olarak nerenin temsilcisi sıfatıyla açıklama yaptınız diye bir yazı geldi. Yaklaşık 3-4 hafta sonra tekrar yazı geldi. Açıklamamın herhangi bir kurum adına olmadığı açıklama yaparken daha dikkatli olmam gerektiğini yazılmıştı. Ayrıca yönetim kuruluna iletilmek üzere bir dilekçeyi divana da sunacağım. Tabip Odası  konuyla ilgili soruşturma başlatmış. Hangi sıfatla soruşturma açmış.  Tabip Odası konuyu başka mecralara çekmeye çalışmıştır. Odanın bilgisi dahilinde olmayan bu yazının içeriği konusunda uyarılmam konusunda dikkatim çekilmiştir. Teşekkür ederim.
 
Dr.Suat Kaptaner: Gündemi yönetim kurulu ile paylaşarak gündeme gelir. Bu durum oldu bittiye geldi. Yaşça küçük hekimlerin büyük ağabeylerine daha nazik olmadığını görünce üzülüyorum. Bütün gazeteciler en az 8- 10 gazete haber kanalında asistan hekim temsilcisi adına açıklama yapılmış diye bizi aradılar. Biz de araştırma yaptık. Asistan hekim kolu adına birine yetki verdiniz mi diye sorduk. Gelen yazıda kol adına böyle bir açıklama yapılmadığı bildirildi. Ege Üniversitesi’ne sorduk.  Asistan hekim kurulu böyle bir açıklama yapılmadı diye bir bilgi verdiler. Biz de arkadaşa nezaketen kimin adına açıklama yaptığını sorduk. Ne yazı ile ne de sözlü bir açıklama yapılmadı. Bu Oda çatısı altında Odanın kurumsal kimliğini kullanarak kimsenin yapmaması gerektiği bilinmelidir. Biz de bu konu hakkında açıklama yaparken daha dikkatli olması gerektiğini bildirdik. Odanın kurumsal kimliğine herkes özen göstermek zorunda. Bu konuda açıklama yapmak zorunda kaldım, özür dilerim arkadaşlar.
 
Dr.Mete Güzelant: DEÜ’nin ilgili birimleri ile 1 hafta önce açıklamalar yaptık. Ardından basın açıklaması ile durumu paniğe gerek yok diye açıklama yaptık. Komisyonlar oda adına açıklama yapamaz. Herhangi bir soruşturma söz konusu değil, bu konuda herkesin dikkatli olması gerekiyor
.
Dr.Soner Recai Öner: Genç arkadaşı heyecanından dolayı tebrik ediyorum. Yönetim Kurulunu arkasına alsaydı ve öyle bir açıklama yapması gerekiyorsa daha güçlü olurdu.
 
Dr.Ergün Demir: Ben de daha önce uyarılan biri olarak Mete arkadaşım bana İzmir Tabip Odası Hekim Meclisi üyesi sıfatını kullanamazsın. Ben yazıyı yazıyorum. Sağlık politikaları çalışma grubu olarak kullanıyorum. Tehdit eden doktor arkadaş  Tabip Odası üyesi mi? Değil.
 
Dr.Suat Kaptaner:  Orda 2 önemli nokta var. 1.si Dokuz Eylül Üniversitesi’nin asistanı Ege Üniversitesi’nde yatıyor. Tabip Odası’nın asistan temsilcisi benim domuz gribi olduğuma dair basına demeç vermiş. Bize Dokuz Eylül Üniversitesi’nde bakmamışız da Ege Üniversitesi’nde yatmış diyorlar. Mesele şu: Dokuz Eylül Üniversitesi’ndeki  hocalar Tabip Odası’nın sorumsuzca bu açıklama yaptığını söylüyorlar. Domuz gribinden asistan var, bu durumlara düşüyor. Tabip Odası 24 saat açık olan telefonu var. Aranılıp durum aktarılırdı. Biz de bu konuyu gündeme getirirdik. 2.si nezaketsizlik.  Açıklamadan sonra Tabip Odasına döner bir açıklama yapardı.
 
Dr.Başak Bayram:  Kendi asistanımız hastalandığı zaman kaza olmuştu. Ege’ ye de bizim asistanımızın 1 hafta önce gittiğini biliyorum. Ben de Ege’ye gidip hastamızı Dokuz Eylül Üniversitesi’ne getirmeye gittim. Ama getiremedim. 1 gün önce hasta iken çalıştırıldığını biliyorum.
 
Dr.Çağrı Dursun: 10 Nisan’da bununla ilgili yönetim kuruluna bir mail atıldı.
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu: Son olarak yaz dönemi çalışması planında 30 Haziran da toplantımız var. Temmuz ve Ağustos’ da görüş bildirmek isteyen arkadaşlarımız var mı? Temmuz ve Ağustos aylarında olağan dışı bir şey olursa toplanmayı öneriyorum. Oturumu kapatıyorum. Teşekkür ediyorum.