Hekimler İçin
Acil Durum Hattı
(506)
235 26 86

27.10.2015

 
İzmir Tabip Odası Hekim Meclisi – Ekim’15 Toplantı Tutanağı
 
Toplantı No    :  9
Tarih            :  27.10.2015
Divan           :  Dr. Şükriye Kaplan Uzunoğlu, Dr. Yıldıray Orhon, Dr. Güney Toprak
Katılanlar       :  24  HM üyesi,  2 HM üyesi olmayan hekim
 
 
 
Açılış, Divan ve Yönetim Kurulu Bilgilendirme
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu: 
İyi akşamlar hoş geldiniz. Ekim ayı toplantısını açıyoruz. Yönetim Kurulunun bilgilendirmesi var. Sayın genel sekreterimizi davet ediyoruz.
Dr.Mete Güzelant: Değerli arkadaşlar hepinize iyi akşamlar. Ekim ayındaki etkinlikler sunuldu. Komisyonlar önümüzdeki dönem çalışmalarını istemiştik. 2 günlük iş bırakma eylem çağrısına uyduk. İş Sağlığı Komisyonu çalışmalarına başladı. Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin açılışı yapıldı ve ortada kimse yok. Kadro yok. Orada da basın açıklaması yaptık. Basında da geniş bir şekilde yer aldı.  Avukatımız Mithat Kara Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde bir sunum yaptı. Menemen deki Hüseyin arkadaşımızın sorununu paylaştık. Görüşme olumlu geçti. Daha önce de Ahmet Erbaycu ile görüştük. Alana ilişkin birçok sorunu paylaştık. Şemdinli Devlet  bu olaydan zarar gördü. Bunu bir basın açıklaması ile kınadık. Döner sermaye yaz aylarında bir azalma gösteriyor. Sayışta y döner sermaye ödeme sisteminin yanlış olduğunu söyledi. Yeni bir hesaplama yöntemine gidildi. 300 dolayında hastanede sağlık dışında döner sermaye verilemez hale gelmiş. Bununla ilgili tepkimizi öğleyin basın açıklamamız ile dile getirdik.
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu: Ölümlerden kim sorumlu konulu kısa bir video gösterimi var.
Hekimlik uygulamalarında, uzmanlık alanlarına özgü sınırlar ve sınır ihlalleri
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu: Dr.Hasan Yüksel'i davet ediyoruz.
 
Dr.Hasan Yüksel: Çok teşekkür ediyorum. Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesiyim. Muayenehanem İzmir' de olduğu için İzmir Tabip Odası üyesiyim. Meslek uzmanı ve alanları içinde çok kısaca tabloyu çizmek istiyorum. Hekim Meclisinde alınan kararların etkinliği konusunda çok bilgim yok. Kendi mesleğim içinde gördüğüm çok ciddi vicdanı bir şekilde iki konu hakkında konuşmak istiyorum. Ancak bundan sonra aynı konu gündeme getirildiği takdirde elimden geleni yapmaya söz veriyorum. Astımlı çocukların Sağlık Bakanlığı'na, Devlet hastanesine ya da muayenehaneye gelen çocuk için bir şeyin değişmemesi gerekiyor. Bu açıdan İzmir vahim 3 sorunla cebelleşiyor. 3 sorunla gerçek anlamda kendi hayatlarını etkileyecek durumla karşı karşıya. Çocuk alerji uzmanı olmadığı halde çocuklara inek sütü alerjisi tanısı koydukları kötü bir uygulamaya neden olmaktadır. Kendi muayenehanem İzmir de. Bu uygulama İzmir de öyle bir aktı ki tusunami gibi oldu. Biz özel muayenehane kurullarına göre yapıyoruz. Birçok çocuğun ileriki hayatına yön verecek  kendi gayretlerimizle panel yaptık. Her bir arkadaşımızın başına etik bir moderatör nasıl yapılır bilemiyorum. Çocuk alerji uzmanı olmayan arkadaşlarımızın yazılı, sözlü bunu mutlaka dile getirmek gerekiyor. Annenin sıkı bir diyet uygulamasına alınmış travmatik bir anne tablosu ile karşılaşıyoruz. Gelen 2 hastadan birisi inek sütü alerjisi diye çıkıyor. Başka bir arkadaşımızı biorezonans uyguluyor. Bu tabloyu kendi ızdırabım olarak vurgulamak istiyorum. İzmir'de üniversiteler dışında toplam  9 tane çocuk alerji uzmanı var. 0 yaşından itibaren çocuklara bakmakta hiçbir şekilde bilimsel şekilde olmayan kandida aşısı yapılmakta, çocukları atak geçirmekte ve ben hiçbir şekilde ölmek istemiyorum diyen 9 yaşındaki bir çocuk. Vicdanı sınırları aşan bir duruma gelmiştir. Maddi beklentilerimiz var ama manevi açıdan vicdan sınırlarımı aşmaktadır. Erişkin alerji uzmanı tarafından endikasyonu olmadan biyolojik tedavi uygulamasını uygun bulmuyorum. Buradan bir karar veya yol çıkarsa profesör olarak elimden geleni yapmayı söylüyorum. Her çocuk benim için bir çocuktur. Her çocuk benim çocuğumdur. Bu konuyla ilgili Tabip Odası ile işbirliği yapmak istiyorum.
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu: Konuyla ilgili katkıda bulunmak isteyen var mı?
 
Dr.Bilgin Özmen:  Endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanıyım. 37 yıllık hekimlik yaşantımın yaklaşık 34,5 yılını ağırlıklı olarak üniversitelerde geçirdim. 2013 yılında kurucu Öğretim Üyesi olarak görev yaptığım Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalından emekli oldum. Halen özel muayenehanemde mesleki faaliyetlerimi sürdürmekteyim. Bilindiği gibi Hekimlere olan hakaret ve şiddet her geçen gün artmaya devam ediyor. Biz bir taraftan bunları kınarken kendi aramızda da hata yapan hekimlik uygulamalarında uzmanlık alanlarına sınır ihlallerini maalesef yaşamaktayız. Bilindiği Radyoloji,  nükleer tıp, biyokimya gibi klinik branşlar yaptıkları tetkikleri yorumlamak ile sorumludurlar. Maalesef nükleer tıp uzmanı olmasına rağmen nükleer tıp aleti bulundurmadan branşı dışında hasta bakan meslektaşlarımız var. Radyoloji/Nükleer Tıp uzmanı şeker hasatlığı, osteoporoz, kolesterol yüksekliği, insülin direnci gibi hastalıkara reçete yazamaz ve hastaları izleyemez. Tabip odası ile bu meslektaşlarımıza neler yapabiliriz diye söz aldım. Ayrıca Hashimato tiroiditi gibi hastalara 3-6 aya arayla gereksiz ve yersiz tiroid sintigrafisi çeken ve hastaları bu tetkikin yapılmasını şartmış gibi alışkanlık yapan hekim arkadaşımız var.Hasta bize geldiğinde, siz sintigrafi çekmeyecek misiniz diyen hastalarımız var. Yeni evlenenlere, doğurmamış kadınlara yersiz ve gereksiz sintigrafi çekildiğini üzülerek görüyoruz. Kendi içimizde böyle hatalı davranan hekim arkadaşlara nasıl engel olabiliriz, bu konuda neler yapabiliriz diye huzurunuza gelmiş bulunmaktayım.
 
Dr.Ergün Demir:  Öncelikle arkadaşlarımıza teşekkür ederim. Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına sormak istiyorum. Çalıştığım bölgede yoksulluk diz boyu. Süt tamam. İzmir Büyükşehir Belediyesinin sağladığı süt var. Işıkkent'te ayakkabı yapıştırıcısı ile ilgili meslek hastalıkları var.
 
Dr.Süleyman Kaynak:  Afrika düzeyinde dediniz. Herhalde kötü demek istediniz. Bu çok üzücü bir durum. bilimsel düzeyde düzeltilecek bir durum varsa  Çocuk Hastalıkları Derneği ile de çözülebilir. Dernekler bu konuda organizasyon içinde değiller mi?
 
Dr.Hasan Yüksel: Türkiye'deki mesleki değil estetik açıdan devam ediyor. Benim de üyesi olduğum birçok dernek bilimsel toplantılar, kongreler, mesleki faaliyetler yapma anlamında çalışıyorlar. Toplum sağlığı açısından faaliyette bulunan bir dernek görmedim. Kendi derneğimde de başka mesleki kuruluşlarda, derneklerde de görmedim. “Afrika düzeyi” tabii mecazi anlam taşıyor. Afrika’daki bir çocuk gereksiz antibiyotik tedavisine maruz kalmıyor (maddi yetersizlikten). Şu anda hekim camiası açısından astım açısından, okul öncesi astım alerjisi konusunda birçok sorun var. İzmir'de bilimsel veri yok maalesef. Süreçte İzmir' de sosyo-ekonomik anlamda iyi durumda olan bir çok çocuk ağır ataklarla gelmeye devam etmektedir. Ama gerçekten bunun datalarında bu böyle. Ama asıl sağlık hizmetine ulaşan çocuklar için büyük bir risk. Dünyanın hiçbir yerinde 1,5 yaşındaki çocuğa immünoloji alerjisi olan bir çocuğa başka bir tedavi almadan biyorezonans uygulanan bir ülke bulamazsınız. İnek sütü alerjisi ve erişkin alerjisine endikasyon dışı bir erişkin alerji uzmanı tarafından aşının yapılmaması gerekir. Endikasyon dışı allerji aşısı uygulanıyorsa, evet, Afrika’dan daha geri bir durumdur.
 
Dr.Nurdan Talay: Alerji hastalığında çevresel faktör var mıdır?
 
Dr.Hasan Yüksel: Çevresel bir faktör var tabiî ki. Aliağa gibi bir yerde daha fazla risk vardır. Bunu biraz daha artırıyor.
 
Dr.Nezaket Kaya: Herkese merhaba. Ben psikiyatri uzmanıyım.  Benim branşım en çok mesleki sınır ihlalleri yapılan daldır. Cinsel terapistim. Kadın doğum uzmanının cinsel terapi, vajinismus tedavisi yapması doğru değildir. Eskiden hacılar hocalar yaparken şimdi meslektaşlarımız yapıyor. Bir psikologun tabelasında işeme,vb gibi bir çok hastalıklar tedavi edilir diye yazıyor.  Aslında onun eğitimini bile almamıştır.  Bununla ilgili ne yapılabilir bilmiyorum. Tamamlayıcı tıp adı altında bilimselliği kanıtlanmamış uygulamalarla insanlar sömürülüyor. Çok geniş bir alan.  Maalesef içler acısı bir durum.
 
Dr.Süleyman Kaynak: Sınır ihlalleri, diplomasını almış meslektaşlar arasında oluyor maalesef. Nezaket’in söylediği konu iki yönden farklı sorunlara gebe. Hekimleri bilgilendirmek ve Sağlık Bakanlığı'nın bu konuda ne yaptığı konusunda bir çalışma yaptık. Tamamlayıcı tıp içinde 18 ayrı branş var. Önümüzdeki dönemde sınır ihlalleri konusunda bir sıkıntı yaratacak son günlerin tabiriyle “paralel” bir tıp ortaya çıkacak. İkincisi, bizler sürekli bir malpraktis tehdidi altındayız. Tamamlayıcı tıp alanında malpraktis  konusunda hiç konuşulmadığını, bununla ilgili ne Bakanlığın ne de diğer kurumların hiçbir düzenleme yapmadığını görüyoruz. Tamamen başıboş bir alan olarak ciddi mağduriyetlere yol açacak.  Bunun üzerinde çalışılması lazım.
 
Dr.Dilek Cüce: İkinize de teşekkür ederim. Burada paylaştığınız için. Hekim sınır ihlalleri konusunda herhalde bir disiplin yolu vardır. Yöneticiler bunlarla ilgili bir şey söyleyeceklerdir. Alanı dışına taşmak ve hastalara zarar vermek iki ayrı konudur.
 
Dr.Zehra Mete:  Tabip Odası şikayet merci olabilir. Bunun üzerine Tabip Odası inceleme yaparken kanıtları yeterli görürse ceza çıkıyor. Şimdi giderek alternatif tıpla ilgili farklı açılımlarda bulundular. Bilimsel olmadığı halde cezai bir alan boşluğu yaratıldı. Yasa da çıkınca cezai süreçle ilgili bir karmaşa doğdu. Türk Tabipleri Birliği'nin yetkisi sınırlandırıldığı için bu yetkisini kullanamamakta. 10 tane olay varsa ancak 1 tanesi şikayet ediliyor. Ama bundan öte olan alanın işgal edilmemesi ben kadın doğum uzmanıyım. Gidip meme cerrahisi yapamam. Pratisyen arkadaşa bakıyorsunuz plastik cerrahi alanına girmiş. İçimizdeki yapılanmalar maalesef bunları yaşıyoruz. Bilmediği için değil, para nedeniyle yapılıyor. Eksik, yanlış uygulamaların adresi Tabip Odası, dernekler olabilir. Hekim meclisi sadece yol gösterici olabilir.
 
Dr.Hüseyin Aydın Turan:  Bunu halka anlatmamız lazım. Çalıştaylarda mesleki örgütlerde sürekli konuşmak gerekiyor. Hasan Beyin aşı konusunda yaptığı araştırmayla ilgili bir sürü şey söylenebilir. Orada her türlü sülükten tutun uzman hekimlere kadar vardı.
 
Dr.Zekiye Fulya Safati: Para hatırına yapılıyor. Sınır ihlallerini aşanlara para cezası verilse olur, bilimsel bakış açısına getirmemiz lazım.
 
Dr.Hüseyin Aydın Turan: Çalıştayları defalarca yapmamız lazım.
 
Dr.Bilgin Özmen: Sağlık Müdürlüğü'nün bana söylediği hastanın mutlaka yazılı bir şikayetinin olması gerekir dediler. Hastalar başını derde sokmamak için şikayetlerini  sözlü söylüyorlar, yazılı vermiyorlar. Diğer meslekler böyle çürük elmaları nasıl ayıklıyor, onlardan esinlenelim, onu uygulayalım .
 
Dr.Zehra Mete: Şikayet ya hasta tarafından ya da hekim diğer hekimin uygulamasından dolayı şikayet edebilir. SABİM'e de başvurulabilir. Tabip Odasına yazılı dilekçe verilmesi, Yönetim Kuruluna girmesi oradan onur kuruluna kadar gidebilir.
 
Dr.Süleyman Kaynak: Bu alanda diğer ülkelerde neler yapılıyor ona bakmak lazım. Ya hükümete bağlı ya da tabip odaları, dernekler kanalıyla oluyor. Bir ülke şikayet üzerinden yönetilemez. Denetimler olması gerekir. Bilimsel olması gereken şeyleri yayarak, biraz daha farklı alanlara yayarak yönetmeye çalışıyorlar. Sağlık Bakanlığı ve Çukurova Üni.'nin Adana da bir kongresi vardı. Bunun adı da  “nebevi tıbbı”, dine uygun tıp nasıl olmalıdır. Sağlık otoritesi olan makam bilimsel tıp dışında ne yapılacaksa ona kapı açan ve destekleyen bir tutum sergiliyor. Bu dramatik örnekler  sb.nın bu alanda neler yaptığı konusunda bir fikir veriyor. Sağlık Bakanlığı’ndan çok fazla bir şey beklenecek durum yok. Tabip odalarında çalıştay, sempozyum yapılması, bu konuda kafa yormuş meslektaşlarımızın çağrılması, beyin fırtınası yapmak gerekir.
Dr. Hasan Yüksel: belli alanların sınırları çizilerek fokuse olmak gerekiyor. Tabip odalarının ana sorumluluklarından birinin bu olması gerektiğini düşünüyorum. Bireysel şikayet olmasını beklememek gerekiyor.
 
Dr.Hakan Toksöz: İzmir de 15 tane homeopat olmak üzere diğer alanlarda da 30 doktor var. İzmir'de tıp dışı uygulama aldı başını yürüdü. Paramedikal tedavilerle mücadele komisyonu kurmak gerekiyor. Eğer Yönetim Kurulu karar verirse paramedikal tedavilerle mücadele komisyonu kurabiliriz. 62 tane reiki tedavisi yapan var. Bunlardan 7- 8 tanesi de doktor. İstenirse destek veririz.
 
Hekimler için bir lokal açılması amacıyla gereken girişimlerin yapılması
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu:  Diğer gündem maddesi hekimler için bir lokal açılması amacıyla gereken girişimlerin yapılması ile ilgili Dr.Birsen Avcıoğlu'nu davet ediyoruz.
 
Dr.Birsen Avcıoğlu: Emekli kadın doğum uzmanıyım. Emekli hekim komisyonu  kuralım istedik, Yönetim Kurulu da kabul etti ve kurduk. 1,5 yıl önce Türk Tabipleri Birliği'nin Emekli Hekimler Kolu kuruldu. Her ay bir şehre gidiyoruz. Orada toplantı yapıyoruz. Adana'da toplantıya katıldım. Orada bir hekimevi var. Muhteşem 4 yıldızlı bir otel gibi. O kadar güzel ki konferans salonları, hem de ucuz. Diğer meslek örgütlerinin evlerine gıpta ettim. Bizim niçin bir hekim evimiz olmamıştır. Bu yönden de bir öz eleştiri yapmamız lazım. Emekli hekimler olarak yola çıktık. Gördük ki daha geniş katılımlı yola çıkmamız gerekiyor. Yönetim Kuruluna müracaat ettik. Biz yer ve mekan olarak araştırma yaptık. Konak Belediye Başkanlığı bize söz verdi ama yardımcı olamadı. Bizim tercihimiz DEVAK . Dokuz Eylül'e de yakışır. Dr.Ceyhun Balcı bu konuda çalışma yapıyor. Henüz sonuçlanmadı. Meslek dışında da istirahat halinde de beraber olmak. O bakıma biz emekli hekim komisyonu olarak hekim meclisine başvuruyoruz. Sizlerle daha genişletelim diyorum. Bugünün çalışanı yarının emeklisi bunu hiç unutmayalım.
 
Dr.Tuğrul Şahbaz:   Lokal, daha önce konuşulmuştu. Benim de desteklediğim grup bir önceki seçimlerde dile getirmişti. Burası lokaldi. Bu Odanın lokalini kapatanların cevabını vermelerinden başlayalım. Bu sorunun da ortaya çıkması lazım. Burayı yok etmemek gibi bir hedefimiz olmalı. Odanın dışında başka mekanımız da var. İstersek kullanabiliriz. Tepekule'nin içinde Odanın mekanı var. Kiraya verildi. İstenirse bu amaçla kullanılabilir.  Gerekli olan politik iradedir. Başka da söyleyecek bir şey olmadığını düşünüyorum. Otopark sorunu olmayan bir yerdedir.
 
Dr.Sedat Ekinci: Kafetarya mı istiyoruz yoksa konaklamalı mı bir yer mi açacağız. Herkes eleştiriyor da. İstediğimiz şey nedir?
 
Dr.Birsen Avcıoğlu: İstekler sonsuz ve büyük. Keşke Adana'da ki gibi hekim evi olsa. imkanlar dahilinde bunlar. Evvela lokal. Lokalin amacı orada toplanmak. Orada sohbet edilir. Sohbetle yakınlaşıp iletişim kurar. Orada neden misafir ağırlamayalım, mesela kültürel sanatsal faaliyetler olabilir. En büyük sorun iletişimimizin olmamasıdır. Senelerce yapılmayan maalesef ihmal edilmiştir. Yapılsa idi çok faydalı olurdu.
 
Dr.Nuri Seha Yüksel: Meslek sonrası eğitim için bir eğitime ihtiyaç var. Lokalin olduğu 2 ya da 3 katlı kompleksin yapılacağı projeler yapılabilir. Aslında hedefimizin eğitimleriyle birlikte faaliyetlerin olduğu bir yer uzun vadede planlanabilir.
 
Dr.Suat Kaptaner: Bu Odanın öncelikle 1986-1988 den itibaren bağımsız bir oda binası yapılması daha sonra da hekim evi yapılması 88' lerde başladı. Hekimlerin bağışlarıyla alınmış bir binadır. Aşağısı boştu. Aynı talepler o zamanda vardı. Burası Acil Cafe Bar oldu. Çok da meşhur oldu. Süreç içinde Alsancak cafe, bar dolunca burası da el değiştirince  aleyhte bir ortam gelişince biz de kapattık. Tepekule' deki odalara gelince cafe olabilecek bir yer değil. 50 metrekarelik iki oda. TTB'ye 350 bin borcu vardı. O borcu kapatmak için orayı kiraya verdik. Avukat yazıhanesi olarak kullanılıyorlar. Oradaki restaurant çok pahalı hale geldi. Sadece otoparkı var diye orayı kullanmak mümkün hale gelmedi. Yandaki binada Beyaz Lokal Cafe açtık. 4 yıl boyunca toplantı salonları olarak kullanıldı. O arkadaşlar 4 yıl boyuncu ayaklarını basmadılar. Maddi durumumuzu ancak düzeltmiş bulunmaktayız. TTB'ye borcu olmayan tek odayız.
 
Dr.Süleyman Kaynak: Siz Yönetim Kurulunda daha önce gündeme getirmiştiniz. Bugün DEVAK'ı kiralama ya da satma konusunda bir düşüncelerinin olmadığına söylediler.
 
Dr.Suat Kaptaner: Hekimleri cafeteryasından konaklamasına  kadar hekimlerle anlaşma yapılabilir.
 
Dr.Birsen Avcıoğlu: DEVAK'ın restaurantı yok. Cafeterya ve konaklamada kahvaltı veriyorlar. Bana oranın satışa çıkacağı söylendi. Yine de çaba gösterilir. Tabip tabibi görsün diye düşünmüştük.
 
Dr.Süleyman Kaynak: Resmi bir bilgi bu. Üniversite genel sekreteriyle görüştüm. İndirim veya kolaylık konusunu konuşmadım. Eğer Yönetim Kurulu karar alır da görev verirse konuşurum.
 
Dr.Birsen Avcıoğlu: Antalya toplantısında görüşülmüş. Antalya’da hekimlere indirim sağlanmış ve sonuç alınmış.
 
Dr.Tuğrul Şahbaz: Orada 2 odamız var. Cafeterya olabilir. Ben de orada defalarca eğitim verdim. Yanındaki yerin genel kurulda alınması konusunda karar alınmadığını da biliyorum. Bar olarak kullanmasına izin veremezseniz cafeterya olarak kullanılabilir. Her iki taraf da olabilir. Fizibilitesi yapılabilir.
 
Dr.Güney Toprak: Lokal olursa bazı çalışmamalarımızı hekim meclisi toplantılarımızı nerede yapacağız?
 
Dr.Nurdan Talay: Acaba branş derneklerini kapılarını çalıp bize ne kadar bağış yaparsınız deyip toplanan bağışlarla bunu deneyebiliriz.
 
Dr.Fatih Sürenkök: Onu alan yönetim kurulu başkanı bendim. İki yeri alırken Odanın sekretaryası oraya gitsin. Uzmanlık derneklerini Oda’ya toplayalım istedik. Tepekule’de yeri olan tüm üyelerine tanınan hak var. Çatıda teras var. Bir sürü toplantı salonu var. Sadece elektrik ve su masrafını karşılayarak kullanma hakkı vardı. Çakma olayla ilgili de.........
 
 
İşyeri hekimliği alanında, meslek hastalıkları konusunda ortaya çıkan önemli ve acil sorunlar
 
Dr.Hakan Toksöz:  konu 20 25 dk sürebilir. Bir sonraki gündeme de alınabilir ya da kısaca aktarabilirim.
Tabip Odası tarihinde işçi ilk defa bir işyeri hekimini şikayet etti. 6 dilekçeden sonra başka dilekçelerin de gelme ihtimali ortaya çıktı. Bir avukat meslek hastalıkları raporu alalım oradan tazminat davası açarız diye 80 tane dilekçe toplamış. Dokuz Eylül Üniversitesi'nin verdiği bilimsel görüş. İzmir'de 25 000 mesleki hastalık var diye biliyoruz. Ama bu önümüzdeki dönemde gündeme gelecek. Ayrıntısını sonra konuşuruz. Bugün Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinde idim. İzmir Tabip Odası ile DEÜTF Meslek Hastalıkları ile ilgili  26 Aralık 2015 tarihinde ortak bir çalıştay düzenlenecek. Orada bu konu çok geniş bir şekilde konuşulacak.
 
Dr.Ergün Demir: Tavsiye kararı alınmıştı ve Yönetim Kuruluna sunulacaktı. Koruma altına alınan Suriyeli çalışma grubu oluşturulacaktı. Ne oldu?
2.si Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hizmet veriliyor mu? İntihar girişimi konusunda bilgi verilebilir mi?
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu: Çalışma grubu oluşturulması için Yönetim Kuruluna verdik.
 
Dr. Suat Kaptaner. Yönetim Kurulunda tartışıldı. Halk sağlığı komisyonuyla ve ODD komisyonuyla haftaya toplantı yapacağız. Bununla ilgili bu komisyonlarda bir çalışma başlayacak. Çiğli' de 5- 6 tane poliklinik açıldı. Seçimlere kadar mecburen açtılar. Zafer Çukurova ile de uzun görüşme yaptık. PDC lerin yıl sonuna kadar Tepecik' e bağlı olarak çalışacaklarını söyledi. İntihar konusunda hastane idaresi ile konuşma yaptık. O konuda bir bilgilendirme yapacağız.
 
Dr.Fatih Sürenkök: Arkadaşımızın bilinci açılıyor, hala yoğun bakımda.
 
Dr.Süleyman Kaynak: Yönetim Kurulunda konuşuluyor iken Çiğli Devlet  Hastanesinin ruhsatını Sağlık Bakanlığı'na sormamız gerekiyor.  
 
 
Dilek, temenniler ve kapanış
 

Dr.Birsen Avcıoğlu: Lokal açılması konunda hekim meclisinin bir komisyon oluşturmasını talep ediyorum.