Hekimler İçin
Acil Durum Hattı
(506)
235 26 86

29-09-2015

İzmir Tabip Odası Hekim Meclisi – Eylül’15 Toplantı Tutanağı

Toplantı No     :  8
Tarih               :  29.09.2015
Divan              :  Dr. Şükriye Kaplan Uzunoğlu, Dr. Yıldıray Orhon, Dr. Güney Toprak
Katılanlar        :  24  HM üyesi, 7 HM üyesi olmayan hekim
 
Açılış, Divan ve Yönetim Kurulu Bilgilendirme
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu:  2015-2016 hekim meclisi toplantısını açıyorum. (Gündem okundu. )
Yeni dönem başlangıcını güzel bir sunumla yapmak istedik. Sanatsal bir dokunuş için “İran fotoğrafları”nı sunmak üzere fotoğraf sanatçısı meslektaşımız Dr. Gökhan Önal’ı davet ediyorum.
 
Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Dr.Gökhan Önal önce kendini tanıttı ve İran'da çektiği fotoğraflardan oluşan sunumuna geçti.
 
Yönetim Kurulu bilgilendirme için Dr.Süleyman Kaynak söz aldı ve bu dönemde yapılmış olan etkinlikleri başlıklar halinde okudu. Soru olup olmadığını sordu.
 
 Suriyeli göçmenlerle ilgili yazılı talebin cevabı gelip gelmediği soruldu.
Av.Mithat Kara, henüz cevap gelmediğini belirtti. Konu hakkında istenen bilgilerin aslında komisyonlardan gelen geri bildirimler çerçevesinde yapıldığını belirtti. 
 
Dr.Kevser Vatansever: Bu konuda bazı kurumlardan bilgi istenmesini talep ettiğini söyleyerek cevap gelip gelmediğini sordu. Av.Mithat Kara ilk kez bu çerçevede bir bilgi ve veri istendiğini ve henüz cevap gelmediğini söyledi.
 
Dr. Uğur Gönenç: TTB Genel Kurulu’nda “şiddetle ilgili” önerilerimiz dile getirildi mi?
 
Dr.Fatih Sürenkök: TTB Merkez Konseyi delegesi olarak oradaydım. TTB tarafından yasa taslağı hazırlanmıştı. Yeni meclisteki tüm hekim milletvekilleri tek tek arandı ve Genel Kurul’a davet edildi.. TTB ile eşgüdüm içinde yasa önerisine ve taleplerimize destek vermeleri için çaba harcandı. Çoğunluğu CHP ve HDP den olmak üzere toplam 11 milletvekili desteğini belirtti. Genel Kurul’a katılan olmadı. İzmir den Dr.Aslan Savaşan aradı katılamadığını ancak destek olacağını söyledi. Yasa tasarısı hazır. Yeni meclise tekrar verilecek. Hekim milletvekillerini bir arada tutmayı amaçlıyoruz.
 
Dr.Süleyman Kaynak: TTB'nin bu hafta sonu bir toplantısı var. Duyurusu Odaya geldi. Bu toplantıya İTO dan temsilci gönderilmeyeceği yönünde görüş bildirildi. Uygun görürseniz Meclis kararı ile Meclis üyelerinden biri gönderilebilir. Masraflarını TTB karşılayabilir.
 
Dr.Fatih Sürenkök: Belli aralıklarla yapılan Genişletilmiş Yönetim Kurulu toplantısı bu hafta sonu Diyarbakır’da yapılacak. Şu ana dek 26 oda katılacağını bildirdi. Toplantı gündemi; göçlerle ilgili ciddi bir sağlık sorunu yaşanıyor, bu sorunların dökümante edilmesi. İkinci olarak çatışma ve savaş durumlarında halk sağlığı sorunları. Suat Bey davet edildi, katılamayacağını belirtti. Israrla İzmir’den birinin gelmesini, izlemesini istiyoruz. Orayı yaşamadan orayı hissedemiyorsunuz. Öneri olarak divana buradan da katılım olmasını sunuyorum. Oylamaya sunabiliriz. Hekim meclisinden seçilecek bir hekim Diyarbakır'a o toplantıya katılabilir. TTB olarak misafir etmekten onur duyacağız.
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu:  Bu kararı oylamaya sunalım.
 
Dr.Güney Toprak: Biz ancak tavsiye kararı alabiliriz 
 
Dr.Fatih Sürenkök: Ne tavsiyesi, Hekim meclisi adına bir davettir bu. Bireysel de katılım olabilir.
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu:  Kabul ediyor muyuz etmiyor muyuz? Diyarbakır'daki toplantıya katılınması gerekiyor diyenler? (Oylama yapıldı. Çoğunlukla kabul edildi.)
Hekim Meclisi olarak Diyarbakır'daki toplantıya temsilci göndermeyi kabul ettik.  Gönüllü olarak gitmek isteyen var mı?
Dr.Ahmet Nuri Etit: (Gönüllü olduğunu belirtti.)
 
Suriyeli sığınmacılar ve bağlantılı sorunlar, sığınmacıların sağlık sorunları, bu sorunların, İzmir sağlık ortamına etkileri
 
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu:  Gündemin 2. maddesine geçelim Bu konuda konuşma talebi olan doktor arkadaşlarımız var.
 
Dr.Ergün Demir: Sevgili divan, değerli arkadaşlar. Eleştireceğim arkadaşlar. Bundan 1 yıl önce de bir ablamız yaşadı bunları. 1 yıl geçti o dönemde sizin muayenehaneleri İSM denetliyordu, gelin görün dedim. gelmediniz…. 28.8.2015 tarihinde Dr.Suat Kaptaner'in gönderdiği yazı ile tarafımdan bilgi istendi. Koşulları anlatıp bir “Çalışma Grubu” oluşturulmasını önerdim. Yazışma ortamında bu işin çözülemeyeceğini söyledim. Hekim meclisi kararı olmasına rağmen Yönetim Kurulu bir çalışma yapmadı. Kendim Halk Sağlığı Müdürlüğü’ne dilekçe verdim. Suriyeli polikliniklerinin koşullarının düzeltilmesi için. Karşılık olarak geçici görevlendirme çıktı. Ne tansiyon aleti, ne abeslang, hiçbir şeyin olmadığı yarı cezaevi gibi bir ortamda, muayene yapmam istendi. Ben  Altındağ bölgesinde görev yapmaktayım. Sonradan arkadaşlar geldi ve görüntüleri çektiler. Tuvaletin yanında muayene masası. Tam 15 gün boyunca bana bu ortamı yaşattılar. Odaya yazı yazdım. (30.08.2015 tarihli yazı). İzmir Halk Sağlığı Müdürü, Oda Başkanı ile yaptığı görüşmede  İşıkkent Geri Gönderme Merkezi’ne göndermekle bana kıyak geçtiklerini belirtmiş. Günde 10-15 hasta bakacakmışım, rahat edecekmişim. Dilekçe verdik arkadaşlar, özellikle ayakkabı yapıştırma işinde çalışan çocuklarda polinöropati vakaları görünce bildirimde bulunduk “meslek hastalığı” ve “çocuk işçi” üzerinden. Bir rapor yazdık. İş teftiş kuruluna gittik. 2. dilekçe ise polikliniklerde risk analizi yapılmasını istedik. 3. dilekçeyle insan onuruna yakışır asgari fiziki koşulları sağlayın dedik, bunu talep ettik. 4. dilekçede geçici görevlendirildiğim yerde muayene odası istedik…. Benim kişisel bir talebim yok arkadaşlar. Süreç itibarıyla gelinen nokta böyle sürdü. Murat arkadaşımız geldi, koşulları gördü. Bir gün sonra Mete arkadaşımız geldi her iki yeri de gördü.  Sonuç olarak Suriyeli göçmenlere 5 merkezde poliklinik hizmet vermektedir. %95’i sevk edilmektedir. Bağışıklama konusunda çalışmalar özverili ve eksiksiz olarak sürmektedir. Üreme sağlığı hizmeti verilmektedir. Başvurular genellikle Kadın doğum, diş, çocuk hastalarıdır. SUT kapsamındaki tedavi giderleri il AFAD tarafından ödenmektedir.
Diğer sorunlar (sosyo-ekonomik,..) sağlığı etkilemektedir. Bir çalışma grubu oluşturulmalıdır.
1-Çocuk işçiliği ve çalışma ortamı . Buna insan olarak yaklaşmalıyız. İdeolojik yanı yoktur. Uygulanan politika yanlıştır. 13 yaşında polinöropatili çocuklar var. 2-Adolesan gebelikler, 3-Çocuk yaşlarda kızlar 2.,3. Eş yapılıyor. 4-Hastalıklarla karşı karşıyayız.
Olaya hekim olarak nasıl yaklaşacağımız önemlidir. İnsanları ötekileştirmeyen doktorlar, sağlık çalışanları olmalı. Mesleki değerlere sahip olan arkadaşlar.. Neler yapabileceğimizi tartışmamız gerekir.
 
Dr.Yücel Demiral : DEÜ Meslek Hast. Polikliniğine Haziran ayında ağır polinöropatili Suriyeli bir çocuk geldi. İşlem yapabilmek için sevkle gelmesi gerekiyordu. Işıkkent'e bir ziyaret yaptık, olayın boyutuyla ilgili detaylı bilgimiz yoktu. İl Halk Sağlığı Müdürlüğü'ne ve TSM’ne başvurduk. Bu hastaların bize resmi olarak sevk edilmelerini talep ettik. Orada bir direnç vardı. Bu sevkler yapılmadı. Daha sonra Ergün bizi aradı, neler yapılması gerektiğini konuştuk. Bir çocuk çalışmasından söz ediyoruz. Bunun ihbar olarak kabul edilmesini istedik. Harekete geçilmesi için çocuk olması yeterli bir nedendi. Fakat ne sevk yapılabildi ne Ergün'un verdiği dilekçeler ses getirebildi. Bu kurumları harekete geçiremedik. Gitmediğimiz bir polis kaldı.  Çok ağır nöropatiler var çocukların ve yetişkinlerin çoğu yürüyemiyor neden bu kişiler daha önce bu tanıyı alamıyorlar bunun cevabını alamadık açıklayabilmiş değiliz. Nedeni konusunda, kullandıkları yapıştırıcıların “hegzan” içerdiğini biliyoruz, buna bağlı olduğunu düşünüyoruz. Olayın hem sosyal boyutu var hem etik boyutu var neden harekete geçmediğini bilemediğim İl Halk Sağlığı Müdürlüğü ve İl Sağlık Müdürlüğü var komisyon oluşturulsun diye yanıt gelmiş sanırım ama ne yapıldı bilmiyorum.
 
Dr.Nurdan Talay: Fizik Tedavici arkadaşım sinirli bir şekilde yanıma geldi. 3 kişi kaçak çalıştırılıyormuş şikayet edeceğini söyledi. Bu maddenin  bu kadar yaygın olarak kullanıldığını şimdi daha iyi anlıyorum.
 
Dr.Yücel Demiral:
Özetle; olayın gerçek boyutlarının açığa çıkarılması gerekiyor. Bu çocukların MH olarak bildirilmesi zorunludur. İş Teftiş ya da SGK’ya. Ya da bize sevk eder, biz bildiririz. Bir müfettişin sadece gidip dolaşması bile olayı sınırlandırır. Bunu görünür kılmak için burada bir komisyon kurulabilir. İş Teftiş ve SGK’yı harekete geçirebiliriz.
 
Soru:  Meslek hastalığı tanısını her hekim koyabilir mi?
 
Dr.Yücel Demiral: Hayır her hekim koyamaz. Bu konuda yetkilendirilmiş Devlet Üniversitesi Hastanesi var. Oraya yönlendirebilir. Bizler meslek hastalıkları tanısı koyuyoruz ama maluliyet raporu yazamıyoruz. Bizimki meslek hastalığı  tanısıdır. SGK meslekte kazanma gücündeki kaybı belirliyor. %10 nun altındaysa MH kayıtlarına girmiyor.
 
Dr.Ayşe Coşkun: Maruziyet-illiyet bağı çok net. Bu çocuklar DEÜ meslek hastalıklarına yönlendirilebilirse katkımız olur.
 
Dr.Süleyman Kaynak:  öğrendiğimiz şeyler gerçekten çok vahim. İTO ve HM olarak hızlı bir komisyon kurulup bir rapor hazırlasın gerekirse bir basın toplantısı yapsın, bu tür durumlarla karşılaşan hastaların yönlendirilerek raporlandırılmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda bu insanlara yararlı olunabilir farkındalığın arttırılması basın yoluyla olabilir diye düşünüyorum.
 
Dr.Kevser Vatansever: TTB’nin Suriyeli sığınmacıların sağlık sorunları ile ilgili çalışmalarını aktaracağım. (Görsel sunum eşliğinde)
•      TTB’nin olağandışı durumlarla ilgili çalışmaları 1990 yılında Körfez Krizi sonrasında sığınmacı akınıyla birlikte başladı, 17 Ağustos Marmara depremiyle birlikte  ikinci yoğunlaşma yaşandı.
•      Çalışmalar, TTB ODSH Kolu Yönergesi çerçevesinde sürmekte.
•      Suriye’de 2011’de başlayan savaş sonrası savaş ve yerinden edilme/sığınmacılık ağırlıklı çalışmalar yapıldı.
•      Olağandışı Durumlarda Sağlık Hizmetlerinin Organizasyonu Kursları düzenlendi.
•      Kurslar sadece hekimlere yönelik, ücretsiz, süre: 1-3,5 gün, 1991 yılından beri 43 kez düzenlendi. Toplam eğitici sayısı 40. Toplam  katılımcı sayısı ~900
•      Kurs içeriği: Temel kavramlar, uluslararası örgütler ve düzenlemeler; ODD epidemiyolojisi; SENARYO (Hızlı sağlık değerlendirmesi, Risk grupları, Yardımların ve beslenmenin organizasyonu, Bulaşıcı hastalıklar ve salgın );Çevre sağlığı  / Kampların organizasyonu; ODD’de etik sorunlar; ODD’de ruh sağlığı; Olağandışı durumlara hazırlıklı olma
•      Sığınmacılarla ilgili 2011 yılından bu yana bir çok rapor yazıldı. Tüm raporların ardından Sağlık Bakanlığı, AFAD, İçişleri Bakanlığı ile randevu-görüşme talep edildi, yazılı olarak görüşmek mümkün olduğunda yüz yüze talepler iletildi.
•      Online ulaşılabilecek yayınlar hazırlandı. Toplum ve Hekim Dergisi’nin 4 sayısında bu konu gündemde tutuldu. TTB web sayfasından ulaşılabilir.
 
Dr.Zeynep Altın: (Görsel sunum eşliğinde)
Halkların Köprüsü Derneği 1 yıl önce kuruldu. Kitlesel göçler nedeniyle bu alanda çalışma yapma zorunluluğu doğdu.
Tam olarak sayıları bilinmemekle birlikte Türkiye’de toplam 3 milyon,  İzmir ve ilçelerinde ise 300 – 400 bin civarında sığınmacı/mülteci olduğunu düşünüyoruz. Devlet sığınmacıları 12 ilde kamplarda tutmak istiyor. Ama bu mümkün olmayınca kapılar açıldı onlar da bütün illere dağıldılar. Turistik yerlerde sorunlar çıkınca toplayıp kamplara geri götürüyorlar. Ancak mülteciler tekrar geri geliyorlar.
İzmir’e göç devam edecek çünkü Avrupa’ya geçiş alanı,  Bursa, İstanbul, Mersin göç alanları, Trakya da karayolu ve demiryolu üzerinden yeni bir göç alanı.
İzmir’de sığınmacıların bir bölümü yarı kalıcı statüde gecekondu bölgelerine yerleşti,
Bir bölüm sığınmacı parklarda, sokak aralarında geçici bir biçimde kalıyor, temiz su, duş, tuvalet gibi ciddi sorunları var.
Bir bölümü daha önce çalışan geçici  tarım işçilerinin  yerine Torbalı, Foça, Ödemiş gibi yerlerde yarı fiyatına çalıştırılıyor, bu işçileri organize eden dayıbaşıları var.
Diğer bir grup orta–alt sınıf’tan Suriyeli (aralarında hekim, veteriner, öğretim üyesi vb. gibi mesleklerden olanlar ve ceplerinde en az 1000 doları olanlar) Basmane’de otellerde kalıyor, bunlar Avrupa ülkelerine gitmek için Yunanistan’a geçmek istiyor. Otelde yer bulamayan ya da otellerde kalacak parası olmayanlar ise Basmane sokaklarında yaşayarak kendilerini Yunan Adaları’na geçirecek kişileri bekliyorlar.
İzmir’e kıyısı olan bütün ilçelerde  sığınmacılar var.
Ciddi bir insan kaçakçılığı sorunu var. Paranın yarısını burada veriyorlar diğer yarısını gittiği yerlerde veriyorlar, bu da uluslararası ortak bir organizasyonun olduğunu gösteriyor.
Dil bilmiyorlar. Sağlık güvenceleri yok. Olası tedavi önerilerini karşılayacak bütçeleri yok.
Kadifekale'de çadırda kalan 2 ailenin olduğunu öğrendik. 2 dr akşam çadırlara gittik. Kış günü insanların çamur üzerinde naylon ile çevreledikleri bir alanda yaşam mücadelesi verdiklerini gördük. Gebe, savaştan kaçmış takipsiz bir kadın, solunum yolu enf olan, aşı öyküleri bilinmeyen ve su çiçeği lezyonu olan çocuklar, ellerinde hiçbir epikriz, ilaç öyküsü olmayan kronik hastalıkları mevcut erişkinler ile karşılaştık.
Çocuklarda suçiçeği, ateşli enfeksiyonlar, malnütre bebekler...Son derece sağlıksız koşullarda kalıyorlar.
Malnütrisyonu olan bir yenidoğanı Behçet Uz yenidoğan yb a yatırdık. Hergün anne sütünü Kadifekale'den Behçet Uz'a taşıdık. Su çiçeği olan çocukları takip ettik. Pnömonisi olan erişkini tedavi ettik. Kendi olanaklarımız ile tedavi giderlerini karşıladık. Bit, uyuz ilaçlarını temin ettik.
Neler yapabileceğimizi düşündük...   Gördüklerimizi raporlaştırdık. Aile Hekimleri'ne ulaşılması ve  bir kılavuz oluşturmak için Ege Üniv. Halk Sağlığı ABD'dan hekim arkadaşlarımız ile durumu paylaştık.
İlk toplantı: Kasım 2014. İzmir'de kamuda ve serbest çalışan bir grup dr, diş hekimi, tıp, diş hekimliği ve eczacılık öğrencisi,  hemşire, sağlık teknisyeni, eczacı biraraya geldik. Özerk çalışan sağlık komisyonunu kurduk. Daha önce böyle deneyimlerimiz olmamıştı. Saha taramalarına devam etmeye, gördüklerimizi, yaptıklarımızı raporlamaya, ilgililer ile paylaşmaya karar verdik.
Derneğimizde içinde hekim, hemşire ve sağlık çalışanlarından oluşan yaklaşık 100 kişilik sağlık grubu, saha taramaları için saha/sokak grubu ile Arapça ve Kürtçe çevirmenlerden oluşan tercüman grubu var.  Bu ekiplerle çok sayıda ve çok farklı bölgelerde saha ve sağlık taramaları yaptık. Bu çalışmaların öncesinde TTB’nin  Olağan Dışı Durumlarda Sağlık  Hizmeti ekibi bize eğitim verdi. Doç. Dr. Kevser Vatansever’e çok teşekkür ederiz.
İzmir’de maalesef kamu kuruluşları (AFAD, Belediye vb. gibi) sahaya çıkmıyor, İzmir’de düzenli sahaya çıkan tek ekip biziz denebilir. Amaç saha çalışmalarını raporlayıp kamu otoritelerini harekete geçirmektir. Yaptığımız her saha ve sağlık  çalışmasını raporlayıp onları valiliğe ve il sağlık müdürlüğüne götürüp kayda geçirdik
Mülteciler geri gönderileceklerini düşündüklerinden veya sürekli bir göç hareketliliği olduğu için Aile Hekimliği sistemine kayıt olup sağlık hizmeti alamıyorlardı. Bu nedenle yoğun olarak yaşadıkları yerlerde Suriyelilere hizmet vermek üzere İl Sağlık Müdürlüğü’ne  Suriyeli poliklinikleri açılmasını önerdik ve bu gerçekleşti. Bu polikliniklerde tercümanlar görevlendirildi.  Yine İl Halk Sağlığı Müdürlüğü ile aşılama çalışmalarına katıldık, tercüman desteği verdik. Aşı ile ilgili Arapça ve Kürtçe bilgi broşürleri dağıttık.
Sorunu bütünüyle gören buna göre sistematik bir organizasyonla harekete geçen bir kamu otoritesi yok maalesef. Belediyelerle de çok uğraştık ama sığınmacıların sorunlarına yönelik bir çalışma yaptıramadık, örneğin süt dağıtımı, geçici tuvalet, barınma alanları açılması vb. gibi için uğraştık ama başarılı olamadık.
Şu anda en büyük sorunlardan biri ilaca erişim. İlaç erişimi ile ilgili bir genelge var, basamak sistemine uyulması kaydı ile SUT kapsamındaki ilaçların AFAD bütçesinden ödeneceğini taahhüt ediyor, İzmir’de hiçbir eczane sığınmacılara reçete vermiyor çünkü İzmir Eczacı Odası, AFAD ile bir sözleşme imzalamamış, onlar da TEB yapsın diyor genel protokol imzalanmadığı için iller kaderine terkediliyor.
İstanbul’da İl Sağlık Müdürlüğü eczanelerin bir kısmı ile sözleşme imzalamış ve sorun çözülmüş, bazı yerel birimlerde örneğin Manisa’da AFAD ile protokol imzalanmış sorun çözülmüş ama İzmir’de üç yıldır bu sorun çözülemedi.
İlaç kampanyası düzenleyip çaresizlikten derneğin bir odasını ilaç deposu haline getirdik. Ama bunu istemiyoruz, sorunu da çözmüyor.  İzmir’de AFAD ile çalışacak gönüllü eczacılar bulduk. Bu projemiz ile ilaç erişimi sorununu yarın sabah 10'da imzalayacağımız bir protokol ile çözeceğiz. Valilik, AFAD ve eczacıları bir araya getirmeye çalışıyoruz. Şu anda çağrımıza olumlu yanıt veren 20 eczacı oldu onlar da birer tane  daha bulacak ve  40 eczane olunca İzmir için sorun çözülebilecek diye düşünüyoruz/umuyoruz.
Her hafta bir ya da iki gün saha çalışması yapıyoruz, gıda, hijyenik malzeme dağıtımı ya da sağlık taraması yapıyoruz. Saptadığımız hastaların tedavileri ile ilgileniyoruz. Hastaneye tercümanla götürülmeleri, ilaçların sağlanması vb.  gibi. Ciddi sağlık sorunları olan hastaların ameliyat organizasyonlarını üstlendiğimiz oldu.
Bu çalışmaları sadece sağlıkçıların yaptığı sanılmasın.  TTB ekolünden gelen hekimler var tabi aramızda ama her meslek grubundan ve her sosyal kesimden insanlar emek veriyor. Müzisyenler, tiyatrocular, avukatlar, öğretmenler, öğrenciler, işçiler  akademisyenler katıldı aramıza...
Mültecilerle ilgili üç talebin aynı anda dillendirilmesinin gerekli ve zorunlu olduğunu düşünüyoruz ve söylüyoruz:
-Savaşın sona erdirilmesi,
-Suriye’den ülkemize gelen sığınmak zorunda kalan insanlara mültecilik statüsü ve haklarının verilmesi,
-Türkiye’de doğan sığınmacı/mülteci çocuklara tıpkı Afganlar ve Balkanlar’dan daha önce gelenlere olduğu  gibi vatandaşlık verebilir, kendi ülkelerinde kayıtları olmayan bu çocukların vatansız olmaları sorunu çözülmeli
Birleşmiş Milletler’in “İnsani yardım” başlığı  çalıştığı sivil toplum örgütleri var (örneğin ASAM).  Uluslararası bazı tıp kurumları da (IMC, Sınır Tanımayan Hekimler vb.  gibi). Bizim derneğimiz BM ya da AB için proje hazırlamıyor. Projeciliğin yarı profesyonelliğe yol açtığını düşünüyoruz ve bu kurumlardan ekonomik destek talebinde bulunmuyoruz.
Aynı alanda çalıştığımız bazı kurumlarla örneğin ASAM, Mülteci Derneği, İHD işbirliği yapıyoruz.
Türkiye’deki mültecilerin durumu ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Pek çok risk taşımaktadır.
Üniversitelerin Halk Sağlığı Anabilim Dalları sığınmacılara/mültecilere yönelik araştırma yapmalılar, koşulları zorlamak gerek, sığınmacılara yönelik araştırma yasağının sosyal bilimcilere yönelik olduğunu düşünüyoruz, biz saha araştırmaları yapıyoruz henüz bir engelle karşılaşmadık.
Raporlarımızı İl Sağlık Müdürlüğü’ne veriyoruz. Son raporumuzu Ege Üniversitesi  Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı'na da sunduk.
TTB için önerilerimiz;
TEB  ile ilaç meselesinin çözümü için iletişim kurulmalı,
İHD , İHV gibi kurumların çalışmaları var onlardan da bilgi sahibi olunmasında yarar olabilir.
Sağlık Bakanlığına bağlı bazı hastaneler yoğun olarak sığınmacılara/mültecilere hizmet veriyor ve bu hastaneler çok sıkıntıda, dil bilmiyorlar, doktorlara  yardımcı olacak en ufak bir organizasyon yok. Kadrolu tercüman bulunmuyor, hekimler, hemşireler çok sıkıntı çekiyor.  TTB sağlıkçılara sahip çıkmalı.
TTB;
Savaşın sona erdirilmesi, ülkemize sığınan insanlara mülteci statüsünün ve haklarının tanınması taleplerini dillendirmeli,
Mültecilerin sağlık hizmeti alabilmeleri için (İzmir örneğini de dikkate alarak gerekli girişimlerde bulunmalı)
Halk sağlığı Ana Bilim Dalları’nın saha çalışmaları yapmaları için girişimde bulunmalı,
Bu alana özgü uluslararası toplantı çok yararlı olabilir
Özellikle yoğun Suriyeli mülteci göçü alan Lübnan ve Ürdün ile görüşüp onların katılımını sağlanabilir.
Sağlık Bakanlığı ve AFAD  ile  mülteci sorunu ve halk sağlığı sorunu görüşülmeli.
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu: Son olarak TTB adına Dr.Fatih Sürenkök'e söz hakkı veriyoruz.
 
Dr.Fatih Sürenkök: Irak savaşından şu güne kadar İzmir de Kilis'te Hatay'da yapılanlar deniz yıldızının bir tanesini denize atmak gibi. Arkadaşlarımız ne kadar güzel ki onlara ulaşmaya çalışıyorlar. O kadar çok insan var ki. Çatışma ortamını yaşıyoruz. TTB ile her 2 ayda bir AFAD ile randevu talebimiz Sağlık Bakanı ile randevu talebimiz sürekli oluyor. Sürekli olarak oralara gidiyoruz. Doğudaki illerin dışında olan arkadaşları oralara götürmeye çalışıyoruz. Biz burada bu toplantıları yaparak iyi şeyler yapıyoruz ama bu yetmiyor oralara da gitmek gerekiyor. Kendi ülkemizdeki barış için de bir şeyler söylemek gerekiyor. HM den de bir temsilcinin Diyarbakır'daki toplantıya katılacak olması.. keşke yönetimden de bir temsilci o toplantıya katılsaydı. Oraya gitseydi. Tabip Odasının medyatik bir ortamdan değil kamu kuruluşlarıyla ortaklaşa çalışarak İl Hıfzıssıhha Kurulunu olağanüstü toplantıya çağırabilir. .....
 
Dr.Uğur Gönenç: Suriyeli göçmenleri buraya alan, bilmediğimiz hangi hesaplarla alan hükümetimiz. Devletin kurumları da hükümetin… burada çözüm elde etmemiz hemen hemen imkansız Mülteciler konusunda bizim gibi insani duyguları paylaşan bizde kaç kişi var önce bunu harekete geçirmeliyiz Sadece hekimler değil önce insan sonra hekim farkındalık yaratıp kamuoyundaki vicdanlı insanları harekete geçirmeliyiz basın medya bir araya gelip bir hareket oluşturmalıyız.
 
Dr.Zeynep Altın: Biz örneğin Torbalıdaki hastaları tek tek muayene edip tedavilerini sağlıyoruz yakaladığımız her hastanın ihtiyacını sağlamaya çalışıyoruz ama özellikle Tepecikte tükendik diğer hekim arkadaşların desteği çok çok önemli bizim için.
 
Dr.Özhan Çetindağ:...............hekimlerin Suriyeli hastalara pozitif ayrımcılık yapması lazım ama yapmıyoruz.
 
Dr.Nezaket Kaya: Bugünkü oturum bence çalıştay gibi oldu. Burada katılanlarla çekirdek bir çalışma grubu oluşturup şu anda görev dağılımını belirleyelim. Ben bunu YK na götüreceğim. Belki bir mail grubu İzmir deki mülteci sorunu için somut bir şey ortaya çıkarır, öneriyorum.
Dr. Güney Toprak: Odamızın Halk Sağlığı Komisyonu da var, bu alanda çalışabilir
 
Dr.Feride Aksu: Ben aynı zamanda halk sağlığı komisyon üyesi olarak konuşuyorum. Hekim Meclisinin şuradaki iradesini çok kıymetli buluyorum. Burada oluşturulmalı bence.
 
Dr.Süleyman Kaynak: 3 milyon mülteci var. Bu sayı giderek artacak, bunun için bir çalıştay bir sempozyum yapılabilir basın çağrılabilir.
 
Dr.Pınar Metin: Buca TSM’de çalışıyorum. Bizim orada farklı bir grup var sürekli çoğalmayı hedeflemişler .....örnek verdi................... Suriyeli bedavaya sürekli hastanelere gidiyor. Madem bu kadar zavallılar niye bu kadar çocuk yapıyorlar. Tercümanın yetersizliği malzemenin yetersizliği, birçok sorun var… Poliklinikleri TTB'nin denetleme yetkisi yok mu?
 
Dr.Mustafa Vatansever: Olağandışı durumlarda zarar görenlerde aşırı üreme  eğilimi olabiliyor .Anlaşılır bir durumdur..... Çalışmalar bizimle sınırlı kalmamalı, bu kamusal olmalı. Devletin sürdürmesi gereken bir görevdir. Vali ve diğer kamu görevlileri (AFAD vs temsilcileri) davet edilerek ciddi bir sunumla bu kurumlarda bu altyapıyla bir baskı grubu işlevi görmelidir.
 
Dr.Tuğrul Şahbaz: Bir komisyon oluşturulabilir daha önce Ergun'un söylediği konular güme gitmemeli. Sorunların çözümlerinin takip edilmesi gerekir. Koşulların düzeltilmesinin önüne bir sebep olarak konmalı oraların koşullarını denetleyecek bir kurul oluşturulup oralara gitmeli, denetlemeli insanlar mobbingle karşılaştıklarında susmamalı hakkını aramalı.
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu: Çalışma grubu kurulmasını kabul edenler…. Oy çokluğuyla kabul edildi. arzu ederseniz mail grubunda olgunlaştıralım.
Dr.Hüseyin Aydın Turan: ............. somut öneri yok dedi. ................................