Hekimler İçin
Acil Durum Hattı
(506)
235 26 86

30.06.2015

İzmir Tabip Odası Hekim Meclisi – Haziran’15 Toplantı Tutanağı

 
Toplantı No    :  7
Tarih            :  30.06.2015
Divan           :  Dr. Şükriye Kaplan Uzunoğlu, Dr. Yıldıray Orhon, Dr. Güney Toprak
Katılanlar       :  24 HM üyesi, 3 HM üyesi olmayan hekim
Açılış, Divan ve Yönetim Kurulu Bilgilendirme
 
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu: Hoşgeldiniz. Gündem maddeleri okundu. Gündeme ek önerisi olan var mı?
 
Dr.Uğur Gönenç: Anayasa mahkemesinin kararı sonucu muayenehanelerde eşitsizlik oldu. Üniversite dışındaki uzmanlar mağdur oldu. Bir şey yapılabilir mi? Oda kanalıyla ya da bireysel başvuru şeklinde. Bunu konuşabilir miyiz?
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu: Yönetim kurulunun bilgilendirmesi için yönetim kurulunu davet ediyorum.
 
Dr.Mete Güzelant:  Geçtiğimiz ay seçim atmosferi etkisiyle biraz zayıf geçti. Bu dönemde önemli etkinliklerimiz oldu. Haziran ayı etkinlikleri üyelere aktarıldı.
 
Açık kimliği ve TC numarası olmayan şikayet dilekçelerinin sağlık kurumlarında ve müdürlük nezdinde dikkate alınmaması
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu:  2.gündem maddesini öneren Dr.Fatma Horasan Altantaşoğlu’nu davet ediyorum.
 
Dr.Fatma Horasan Altıntaşoğlu:  20-24 Nisan arası benim bildiğim kadın doğum uzmanı 8 kişi, (bazı yazılarda 12 kişi) ve PRC uzmanlarına giden yazılar olmuş. Web sitelerindeki yazılarla ilgili. Hangisinde neyi eleştirdikleri belli değil. İsimsiz şikayetlerin değerlendirilmesi konusu. Öncelikle Konak ilçe Sağlık Müdürlüğü’nden  sonra Tabip Odasına,  3.olarak valilikten gelen yazıyı inceledik. 3.gelen yazıda da sahte isim var. Şikayetçinin adresinde de öyle biri yok. Yanıtı yazarken de bunları dikkate aldık. Örneğin “İzmir’de kürtaj” diye birisi alan adı almış. “Tuzak alan adları” diye geçiyor. Bu haklı bir itiraz olabilir. Ancak bunu yapan bir kişi var, 12 kişinin tamamı aynı kefeye konuyor. İsimsiz şikayetler hukuksuzluğa işaret ediyorsa değerlendirmeye alınır, eğilimi var.
 
Dr.Cemil Tugay: Biz de İzmir’de muayenehanesi olan plastik cerrahlar olarak toplantı yaptık. Herhangi bir şekilde doktoru yıpratmak isteyen hekim dışı meslek sahibi olanlar, hedef almak yıpratmak amacıyla çoğu da iftira niteliğinde şikayetler var. Denetim için gelen biri bu ara plastik cerrahlarla uğraşıyorlar diye de söyleyebiliyorlar. Kaynağı ve kimliği belirsiz kişilerin bizleri yıpratmaya çalışması doğru değil.  Bu tür durumlarda Oda YK, Sağlık Md.nü bilgilendirerek kaynağı belirsiz şikayetleri değerlendirmeye almamaları istenebilir mi?
 
Dr.Fatma Horasan Altıntaşoğlu:  Web sitelerinde yazılan sezaryen, doğum, kürtaj gibi işlemler hastanede yapılıyor. Yapmıyorum dediğim şeyleri muayenehanede yapıyor olma gibi suçlamalar. Valilikten gelen yazı çok ağır bir yazı.  Ayrıca İl ve İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden de geldi. Genel olarak bir yazının toplu olarak değil, her hekime tek tek gönderilmesi gerekir. Zaten hekimler bu işlemleri özel hastanede yapıyor.
 
Av.Mithat Kara: Merhaba, hoşgeldiniz. Şikayet dilekçeleriyle ilgili iki temel düzenleme var. Bir, Dilekçe Hakkının Kullanımına Dair Kanun. İki, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu. Her ikisi de bir şikayet dilekçesinin neyi içermesi gerektiği konusunu düzenliyor. Şikayet dilekçesinde konunun net, açık, anlaşılır bir şekilde belirtilmesi ve kimliğinin, iletişim bilgilerinin açıkça yazılması gerekiyor. Bu konu yeni değil. 3 ay önce  İrfan Şencan ismiyle bir dilekçe yazılıyor. Birbirini şikayet eden bir grup var. Kaynağı belirsiz. Dermatoloji ve pratisyen hekimler öncelikle şikayet ediliyor.  Plastik ve dermatologlara ilişkin başvuruların güzellik merkezlerinden kaynaklı olduğunu düşünüyoruz. İl Sağlık Müdürlüğü işleme almaması gerekirken ortada somut bir durum var diye, ihbar kabul ederek bu başvuruları alıyor ve Tabip Odasına gönderiyor. Bu konuda yönetim kurulu karar aldı ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne de ilettik, iletişim bilgileri olmayan şikayetler dikkate alınmayacaktır diye yazdık. Başvuran kişinin kim olduğu belli değil. Ama hekimle ilgili somut bir suçlama var. Ayrıca Yönetim Kurulunun resen soruşturma hakkı da var. Dilekçenin soyut olması, ispatlanabilir durumda olmaması durumunda işlem yapmıyoruz. En iyi biz yaparız gibi reklam amaçlı duyurularda ne yapılabilir, yönetim kurulunun takdirinde olan bir durumdur. Buradan çıkan sonuca göre İl Sağlık Müdürlüğü’ne tekrar bildirebiliriz.
 
Dr.Güney Toprak:  Burada İl Sağlık Müdürlüğü’nün hekimlere özensiz bir yazının gönderilmesi.
 
Dr.Suat Kaptaner:  Özensiz yazılar Yönetim Kuruluna iletilmiş mi?
 
Av.Mithat Kara:  Fatma Hanımın yazıları yönetim kuruluna iletildi ve girdi. Karar da alındı. Hekimlere düzeltilmesi konusunda yazılar gönderdik ve gerekli düzeltmeler de yapıldı.
 
Dr.Mete Güzelant:  : Biz hekimlere soruşturma açmaktan yana değiliz. Çünkü hekimler bunu bilmeden yapıyorlar. Oda avukatı ile gerekli düzeltmeler yapılıyor. Reklam Kurulu çok büyük cezalar veriyor. Önümüze gelen şeyi görmezden gelmiyoruz. Düzeltin, diyoruz. Düzelmezse soruşturma açıyoruz.
 
Av.Mithat Kara: SABİM aracılığıyla gelen yazılarda içerik bile anlaşılmıyor. Bunun incelenebilir bir tarafı olmadığına dair karar alıp, hekim hakkında işlem bile yapmıyoruz. Hekimle ilgili suça konu somut bir suçlama yoksa işlem yapmıyoruz.
 
Dr.Suat Kaptaner: Zaten “kimliği ve iletişim bilgileri olmayan başvurular hakkında işlem yapmıyoruz.” Dedikten sonra sağlık müdürlüğünden fazla yazı gelmiyor
 
Dr.Serdar Akyıldız: Web sitelerimizin oda tarafından akreditasyon gibi ibareler olabilir mi?
 
Dr.Suat Kaptaner: Daha önce benzer şeyler yapmıştık. Bize danışılıyordu. Akreditasyonun sakıncaları var. İçerik her zaman değişebilir.
 
4 Temmuz’ da yapılacak TTB 66.Büyük Kongresi’ne özellikle hekime yönelik şiddet konusunda olmak üzere yasal değişiklikler yapılması için karar önerisi verilmesi konusunun  değerlendirilmesi
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu:  TTB 66.Büyük Kongresi’ne özellikle hekime yönelik şiddet konusunda olmak üzere yasal değişiklikler yapılması için karar önerisi verilmesi konusunun  değerlendirilmesi konusunda öneriyi veren Oda Başkanımız Suat Beyi davet ediyorum.
Dr.Suat Kaptaner:  TTB daha önce karar önerilerini istemişti. Delegelere de iletmiştik. Yaygın olarak kamuoyunda hekime yönelik şiddet konusunda yasal bir yaptırım oluşturmak için girişimde bulunmak üzere öneriler iletmemizdi. TTB’nin yasal anlamda öne çıkması daha iyi olur diye düşünüyorum.
 
Dr.Zekiye Fulya Safati: Hekime şiddet uygulayana hizmet vermeyelim. Başvuru sırasında SGK ekranında görünmesi sağlansın.
 
Av. Mithat Kara: İnsan haklarına aykırı.
 
Dr.Suat Kaptaner: Kişisel fikrimi söyleyeyim. SGK primini yatırmayan sağlıktan yararlanamıyor. Hekim haklarına saldırmış, ceza almış birinin kamu kurumlarında hizmet verilmemesi caydırıcı olabilir. Bu benim kişisel fikrim. Acil dışında hizmet verilmemesini destekliyorum.
 
Dr.Nuri Seha Yüksel:  Kanunen bizi kolaylaştıran ses kaydı, görüntü kaydı gibi şeylerin hekime şiddet konusunun ispatlanması açısından olabilir mi? Şiddet konusunu hissettiğimiz  zaman ses kaydı alınabilir mi? Delil olarak kabul ettirilmesi mümkün müdür?
 
Dr.Suat Kaptaner:  Hasta ve  hekimi yalnız bırakan ortamı değiştirmek lazım. Yasal bir zemininin olması gerekir. Hasta  ve hekimi yalnız bırakan talep bizim açımızdan çok önemli. Şiddet ve iftira güvencesi açısından. Bir hekim bir hastayı hemşire/hastabakıcı olmadan muayene etmeyecek.
 
Dr.Uğur Gönenç: Hastanede teker teker başladı. Sekreterler odalardan tek tek çıkarılmaya başlandı. Her şey den önce iftiraya maruz kalmak kötü bir durum. Bu konuda kamuoyu oluşmadı. İçeride sekreter yardımı kalkarsa benim bakacağım hasta sayısı daha çok azalır. Hastanın bekleme süresini arttırıyor, benim yükümü arttırıyor.
 
Dr.Suat Kaptaner: Sorumluluğu hastane yönetimine aktaran bir dilekçe var. Yönetime dilekçe verdik. Sekreterin odadan çıkarılma konusu ortadan kalktı.
 
Dr.Uğur Gönenç: Şiddet toplumu olduk. Hekime şiddet diye ortaya çıktığımızda çözüme ulaşamıyoruz. Bunu engelleyemiyoruz. Hekimlere ayrıcalık istiyormuşuz gibi algılanıyor. Şiddet olmadan bile tehdit edenin bir süre gözaltında tutulması gerekiyor. Genel “şiddete karşı” ciddi bir kanun tasarısı hazırlayıp meclise sunması gerekiyor.
 
Dr.Ertekin Tepe:  Hekim olarak hiç sevilmediğimizi düşünüyorum.
 
Av.Mithat Kara:  Ersin Arslan’ın öldürülmesinden sonra hükümet bir yasa yaptı. Sağlık çalışanlarına müessir fiil eylemleri tutuklama sebebi kabul ediliyor. Uygulamada tokat atmayı basit müessir fiil kabul edip tutuklama istemiyor. Eylem hekimde basit tıbbi müdahalede giderilemeyecek durumda ise hâkim tutuklama olarak önerebiliyor. Basit durumlarda saldırıda bulunan kişi serbest bırakılıyor. Hayati risk taşımayan durumlarda eğilim, tutuksuz yargılamadır.
 
Dr.Fatma Horasan Altıntaşoğlu:  Bu tutuklamaların az olmasının nedeni de cezaevlerinin doluluk oranının fazla olması.
 
Dr.Nezaket Kaya:  Gelen bazı öneriler bana şunu düşündürttü. Şiddet sarmalı var ülkemizde. Hekimleri de kendi sarmalına almış gibi görünüyor. O hastaya bakmamak ? Bu şiddeti yaratan sistemin kendisi. Tam da onların istediği şekilde bunu göz ardı etmiş oluyoruz. Biz kiminle karşı karşıyayız. Şunu yapabiliriz: Muayene sırasında bir sağlık çalışanı bulundurmak zorundayız. Personelin geri alınması Tepecik’te nasıl  engellendi, bunu duyuralım.  Konumumuz dışında kendimize rol atfetmeyelim. Biraz serin kanlı olarak uygun çözüm önerileri getirmek zorundayız.
 
Dr.Ergün Demir:  Sistemi kenara bırakarak sorunun üstünü örtersiniz. Sorunun özüne inen TTB’nin, odaların daha önce hazırladığı, sağlıkçılara verdiği ama bir türlü başaramadıkları yasa tasarısı vardı. Nedene yönelik bir tezle çözüme gidersek iyi olur, “güvenlik temelli” değil.
 
Dr.Cemil Tugay:  Türkiye Psikiyatri Derneği’nin çok önemli olduğunu düşündüğüm bir önerisi vardı. bu konu gündeme bir türlü gelmiyor. Şiddet olayının medyada yer alış biçimi yanlış, insanlarda yanlış kanaat oluşturuyor, teşvik ediyor. Demek ki hekimler, sağlık çalışanları korunmasız, diye düşünülüyor. Şiddet uygulayanın aldığı cezalar medyada hiç yer almıyor ama dövülen hekim, hemşire haberi sürekli yer alıyor. Eğer Türk Tabipleri Birliği’ne bir öneride bulunacak isek medyada bu haberlerin bu şekilde yer almamasına yönelik çalışma yapılmalı. İdam cezaları ile ilgili; cezanın ağırlığı değil, yakalanacağını bilmek  esas caydırıcı faktördür. Bankalarda diğer kurumlarda şiddet artışı yok.  Bizler de artış var.
 
Dr.Başak Bayram:  Acil hekimi ortalama ayda bir kez şiddete maruz kalıyor. Tehditle seni öldüreceğim şekilde. Görüntülemezseniz şiddet artıyor. İzmir Tabip Odası bir süredir bizi destekliyor. Türkiye’de buna yapan nadir odalardan bir tanesisiniz. Her gün bir davaya gidiyoruz nerdeyse. Kişinin tutuklanması bizim için tek çözüm. Silah taşıma. Sadece psikiyatri servisine silahsız girilemiyor. Hastaneye silahsız girilmesi konusunda girişin engellenmesini talep ediyoruz. İfadelerin hastanede alınmasını istiyoruz. Tutuklanmaları tek güvencemiz. Kamunun verdiği hizmetlerde kısıtlama olmasını destekliyorum.
 
Dr.Nurdan Talay:  Hastanın arasında bir huzursuzluk varsa bulaşıcı hastalık gibi yayılıyor. Sağlık Bakanlığı’nın bizleri hedef gösterici tavrından vazgeçmesi gerekiyor. SABİM’in kapatılması ve Türk Tabipleri Birliği’nin bu konuda Sağlık Bakanlığı’na talepte bulunması gerekiyor.
 
Dr.Erol Akgün:  hekime şiddette bulanan kişiye vasi tayin edilsin. Vasi ile muayeneye gelsin, olabilir mi?
 
Dr.Nezaket Kaya:   Şiddet uygulayanlar psikiyatrik hasta değil.
 
Dr.Süleyman Kaynak: Dünyadaki şiddet rakamı ile Türkiye’yi karşılaştırdığımızda gözle görünür ciddi bir şekilde artış var. 2013 yılında aylık 1000’i geçmiştir. Yönetimde bulunan hükümetin, hekimleri şiddet ve zulüm altında tutarak çalıştırma şeklinde temel bir politikası var. Belli sektörlerde öldürülme tarzı çok farklı. Yapılması gereken Barolarla beraber yasal düzenleme metninin alt yapısının hazırlanması olabilir. Somut adım atılması lazım. Hukuki alt yapısını hazırlayan bir adım atmamız gerektiğini düşünüyorum.
 
Dr.Uğur Gönenç:  Bu partilere de verilebilir.
 
Dr.Süleyman Kaynak:  Şu anda hükümette devam eden yöneticilerin politikası bu.
 
Dr.Tuğrul Şahbaz:  En son Bozyaka’da şiddete uğrayan hekim arkadaşımızın yanına gitmiştim. Aslında çalıştığımız birimle ilgili bir sorun. Şiddet uygulanan birim gerekçesini buna bağlayarak o gün 12 saat hizmet vermeyecek. Hastanede çalışanların sağlığı birimi var. Oraya başvurdunuz mu dediğimde, orası zaten çalışmıyor denmişti. Alsında içinde bulunduğumuz komisyonları çalıştırmıyoruz.
 
Dr.Zekiye Fulya Safati: Acile gelen hastaya belli sayıda bakılabilir mi?
 
Dr.Güney Toprak:  Olabilirse poliklinik sayılarının sınırlandırılması, dizilerde özellikle hekime şiddet konularının TTB’nin izlemesi ve önlemesi konusu. Hekime şiddet uygulanıyor ve mahkemeye gidiliyor. Hekime şiddette mahkemeye gitme konusunda tüm meslektaşlarımıza duyurabilir miyiz? Destek anlamında hekimler salonları doldursa.
 
Dr.Süleyman Kaynak:   Burada konuşulanların hukukçular tarafından yazılı bir hale getirilip, yasa tasarısı olarak  tüm partilere gönderilebilir
 
Av.Mithat Kara:  TTB’nin çok hazırlığı oldu, partilere sundu. Karşılığı olmadı yeniden hazırlık yapılıyor.
 
Dr.Uğur Gönenç:  hukukçularla bu konuda ayrışabiliyoruz. Ben sizi ölümle tehdit ediyorsam benim içeri atılmam gerekiyor. Önleyici ceza önerilmeli.
 
Dr.Serdar Akyıldız: Bunları yasayla çözmeyle çalışıyoruz. Yasa teklifi verilecek ise ciddi olarak konuya eğilmek gerekiyor.
 
Dr.Hüseyin Aydın Turan: Kamu davası olması konusunda çalışma yapılmıyor.
 
Dr.Yıldıray Orhon:  YK’na öneri olarak, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bu konuda ne yapıldı ise paylaşılmasını sağlamak gerek.
 
 
 2015 kış dönemi toplantılarının genel değerlendirmesinin yapılması
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu:  Kış dönemi toplantılarımız sona eriyor. Kendimize de karne vermemiz gerekiyor. Çok kısaca katılım oranlarından bahsetmek istiyorum. Üçte biri toplantıya hiç katılmamış. İlk toplantıya % 59, toplantıya hiç katılmayan arkadaşlara mail gönderdik. Onlardan yanıt bekliyoruz. Aldığımız kararların yönetim kurulunda uygulanma oranlarına baktık.
 
Dr.Suat Kaptaner:  1- Tepecik EAH,Ege Doğum,Kemalpaşa  ve Bornova Hast. Performans ödemesi kesintilerine ilişkin sorunlar.
-Hastanelerde birim toplantıları yapıldı.
-Kamu Hastane Birlikleri Genel Sekreterlikleri ile görüşüldü.
-Hekimlere hukuksal süreç başlatılması gerektiği önerimiz aktarıldı.
-Hukuksal girişimde bulunmak isteyen meslektaşlarımız adına dava açıldı ve hukuksal desteğimiz devam etmektedir.
2-14 Mart Tıp Haftasına ilişkin etkinlikler süreci..
-Sağlıkçı örgütleri bir araya getirildi.
-Yaygın bir kampanya yürütüldü.
-Basın aracılığı ile kamuoyu bilgilendirildi.
-Grev yapıldı.
-Yaygın afişleme yapıldı
-Kısa filmle sosyal medya da yaygın propaganda yapıldı.
3-Kamu kurumu dışında çalışan hekimlere de yeşil pasaport verilmesine ilişkin önerge veren milletvekilleri ile sürekli iletişim içinde olundu.
4-Özel hekimlik alanındaki denetimler ve yangın yönetmeliği ile ilgili olarak Sağlık md. Ve İtfaiye yönetmeliği ile ilgili görüşüldü.
-Yangınla ilgili kısma ilişkin dava açıldı.
-Odaya bu konuda yakınmalarını ileten meslektaşımız olduğunda Sağlık Md. İle görüşülerek daha özenli davranılması konusunda uyarılarımızı aktarıyoruz. Önceki döneme göre bu konuda daha olumlu davranıldığı bilgileri odamıza aktarılıyor.
İsimsiz ihbarlar konusunda ise sahte ihbarlar olduğunda iade yapacağımızı bildirdik ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne iade yapmaya başladık. Hekimin onur kırıcı tarzda olduğu zaman biz Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunacağız, onun kararını aldık.  Geçici görevlendirmeler yaz döneminde giderek artıyor maalesef.
 
Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu:  Suriyeli mülteciler konusunda bir şey var mı?
 
Dr.Suat Kaptaner:  Bir tek bu konuda İl Sağlık Müdürlüğü ile görüştük. Ama bir şey yapılmadı.
 
Dr.Uğur Gönenç : Fiili durumda üniversite olan muayenehane açabiliyor, kamuda olan açamıyor.
 
Dr.Mete Güzelant:  Bildiğim kadarıyla mağdur olanlar kişisel dava açabiliyorlar.
 
Dr.Cemil Tugay:  Webe yeni konulmuş  Türk Tabipleri Birliği hukuk bürosunun bir değerlendirmesi var. Anayasa kazanılmış bir hak olarak kabul etmiyor. Hükümete düzenleme yetkisi veriyor.
 
Dilek, temenniler ve kapanış
 

Dr.Şükriye Kaplan Uzunoğlu:  Üniversite öğretim üyelerine tanınan muayenehane açma hakkının diğer kamu hekimlerine de tanınması konusunda hukuki girişimde bulunulması, önerisini oyluyorum. Oybirliğiyle kabul edildi. 29 Eylül’de görüşmek üzere, iyi akşamlar.