Basından Seçmeler
Anket

Tamgünde Yargı Çifte Standardı Durdurdu
Tamgünde Yargı Çifte Standardı Durdurdu
SADIK ÇELİK
Anayasa Mahkemesi’nin, Tamgün Yasası’nın CHP tarafından iptali istenen on beş maddesinden dördünü, 16 Temmuz 2010’da kısmi iptal etmesinin yarattığı tartışma ve belirsizliği, Danıştay 5. Dairesi, Sağlık Bakanlığı’nın kamudaki doktorların 30 Temmuz’dan sonra kamu dışında çalışmalarına izin verilmeyeceğine ilişkin kararının yürürlüğünü hukuka aykırılık gerekçesiyle 22.07.2010’da durdurdu. Daire, Anayasa Mahkemesi’nin Tamgün Yasası’yla ilgili iptal kararının, kamuda çalışan doktorlara da özel muayenehane açmasına olanak tanıdığını açıkladı. Anayasa Mahkemesi’nin kısmi iptal kararından sonra Sağlık Bakanlığı’nın açıklamaları kafa karışıklığına neden olmuştu. Sağlık Bakanı Recep Akdağ, kararla sadece üniversite tıp hocalarının muayenehane açabileceklerini, Sağlık Bakanlığı hastanelerinde çalışan doktorların ise muayenehane açamayacağını belirtirken;
Türk Tabipleri Birliği (TTB) karardan sonra yaptığı açıklamada, yasal dayanaklarını da göstererek devlet hastanelerinde çalışan doktorların da muayenehane açabileceklerini savunmaktaydı. Yine TTB bir diğer savunmasını, 1928 tarihli ve 1219 sayılı “Tababet ve Şuabatı San’atının Tarzı İcrasına Dair Kanun”a dayandırıyordu. TTB, bu kanun halen yürürlükte olduğu için devlet hastanelerinde çalışan doktorların da muayenehane açabileceklerini, muayenehanelerini açık tutabileceklerini belirtiyordu. Yine 657 sayılı Kanun’da doktor için mesleğini serbest olarak icra edeceğini, ikinci iş yasağı olmadığının altını çiziyorlardı.
Konuya ilişkin eski Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Bülent Serim’in 19.07.2010’da basına yaptığı açıklamada TTB ile aynı görüşte olduğunu şöyle ifade ediyordu: “1219 sayılı yasayı değiştiren Tamgün Yasası’ndaki yasaklayıcı kural, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğine ve 1219 sayılı yasa hangi hastanede çalışırsa çalışsın, tüm hastanelerde çalışan doktorları kapsadığına göre, devlet hastanelerinde çalışan doktorların da muayenehane açma ve açık muayenehanelerini sürdürme hakkı vardır”. Ayrıca Bülent Serim’in eşitlik ilkesine aykırılık açıklamasına geçmeden önce çok önemli gördüğüm 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 28. maddesine bakmak lazım; Türk Ticaret Kanunu “‘tacir’ veya ‘esnaf’ sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamayacaklarını, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alamayacaklarını, ticari mümessil veya ticari vekil veya kolektif şirketlere ortak veya komandit şirketlere komandite ortak olamayacaklarını” belirtmesine rağmen serbest meslek icrasıyla ilgili bir yasak taşımıyor. Bu durumda doktorlar gibi öğretmenler ve 657’ye tabi diğer meslek gruplarına da (laborant, fizyoterapist, hemşire, psikolog, sağlık memuru vb) “serbest olarak mesai saatleri dışında mesleklerini icra edecekleri bir işte çalışabilirler” sonucu çıkıyor. Ancak uygulamada buna izin verilmiyor. Sayın Serim’in yaptığı açıklamada bence en çarpıcı olan da Sağlık Bakanlığı’nın Anayasa Mahkemesi’nin kısmi iptal kararını yorumlamasıyla doktorlara sağlanan serbest çalışma hakkının, uygulamada diğer memurlara sağlanamamasının, anayasanın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırılık durumunun benzeri, aynı meslek grubu arasında yaratacağı çifte standart durumudur.
Türkiye’de üniversite hastaneleri dışında güvenilir sağlık kurumları kalmadığı gerçeği üzerine başta tıp otoriteleri olmak üzere kime sorsanız aynı şeyi ifade ediyor. Ancak bunların da altyapı ve kapasitelerinin başvuruları karşılayamıyor oluşu, haliyle “Tamgün”ün nasıl uygulanabileceğini düşündürüyor. O nedenle, meselelerin Ankara’dan gözüktüğü gibi olmadığı daha net anlaşılıyor. Ülkemizin başta terör, ekonomik kriz, yoksulluk ve yolsuzluklarla ile ilgili o kadar çok sorunu varken Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar üzerinden Sağlık Bakanlığı’nın doktorların “Muayenehane açardı, açamazdı, onların tuzu kuru” açıklamaları, halkın gözünde hekimlik mesleğinin saygınlığını rencide etmekte, onları aşağılamakta, hekimleri bölmekte, birbirine düşürmekteydi. Buna kimsenin hakkının olmadığı kanısındayım. Uygarlık tarihine baktığımızda hekimliğin, hâkimlikle birlikte bir toplumdaki en kutsal mesleklerden biri olduğu görülür. Bir gün mutlaka herkesin adalete ihtiyacı olacağı gibi doktora da ihtiyacı olacaktır.
Mustafa Sönmez
Orhan BURSALI
Ramazan İnci
Zulal KALKANDELEN