Basından Seçmeler
Anket

14 Mart Tıbbiyeli’nin Direniş Öyküsüdür
Tarih 3 Şubat 1919
Şimdi bana neden 14 Mart değil de, 3 Şubat diyebilirsiniz
Öyle değil mi: Bildiğimiz, 14 Mart resmi törenlerinde, sözler 14 Mart 1827 tarihi ile başlar
Bu tarihte Tıbbîye-i Âmire’nin açılışı kilometre taşıdır.
Yani Tıp Eğitimi’nin çağdaşlaşmaya başladığı tarihtir bu
Ama ben 3 Şubat 1919 tarihinden sözlerime başlayacağım
Yani İstanbul’un işgalinden 4 ay sonrasından
İngiliz birlikleri, karargah yapmak üzere Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’ye el koyarlar
Dersler dışında, üç öğrencinin bile bir araya gelmesi yasaklanır. Öğrenciler, okullarını kurtarmak ve eğitimlerine devam edebilmek için çare aramaktadır.
Üçüncü sınıf öğrencilerinden Sırrı, Kazım İsmail, Yusuf, Müfit ve Hikmet Boran bir araya gelerek, İngiliz işgaline karşı protesto toplantısı düzenlemeyi kararlaştırırlar.
Darulfünun Emirine, 1827 de eğitime başlayan Tıbbiyenin, o güne kadar hiç yapılmayan 92. yılını kutlama toplantısı düzenleyeceklerini bildirdiler. Okulun iki kulesi arasına büyük bir Türk Bayrağı asarak, öğrencileri büyük salonda toplantıya çağırırlar. Tüm Tıbbiyeliler 14 Mart 1919 günü büyük salonda toplanır. İngiliz bahriyelileri toplantıyı şiddet kullanarak dağıtır, birçok öğrenciyi tutuklar.
14 Mart 1919 Tıbbiyeliler büyük bir coşku ile, hem Tıphane-i Amire’nin açılışını anar, hem de işgal protesto ederler. Bu nedenle 14 Mart‘lar Tıbbiyelinin emperyalizme direnişinin yıl dönümüdür.
Ulusal Kurtuluş Savaşına kanıyla, canıyla katılan Tıbbiyeliler, Cumhuriyet ilan edildikten sonra amaçlarına ulaşmış, artık bayramı hak etmiştir. Bu amaçla 1929-1937 yılları arasında Bursa’daki Yıldırım Darüşşifası’nda ilk Türkçe tıp derslerinin başladığı tarih olan 12 Mayıs gününü Tıp Bayramı olarak kutlarlar. 1938’den itibaren ise 14 Mart Tıp Bayramı olarak kutlanmaya başlanılmıştır.
1919 yılında Tıphane-i Amire’nin açılışının 92. yılını anmak için kutlama düzenleyen Tıbbiyeliler, yani bizler, ne tesadüf ki, yine 92 yıl sonra bugün, 14 Mart Tıp Bayramı adı altında bir kutlama yapıyoruz.
Sevgili Meslektaşlarım,
“Biz hekimler neyi kutluyoruz? Ortada kutlanacak bir bayram var mı? Tıp Baloları yapılmasın…” diyebilirsiniz
Ama gelin şunu soralım kendimize
14 Mart 1919’da Tıbbiyeliler ne için toplandılar? Neyi kutladılar?
14 Mart 1938’de Cumhuriyet Hekimleri’nin bayramı ne içindi?
14 Mart‘ların, bir kutlama, bir bayram ya da bir balonun ötesinde bir direniş ruhu vardır.
Bu günler Tıbbiyelinin emperyalizme direnişinin yıl dönümüdür.
Çünkü Tıbbiyeli asla emperyalizme boyun eğmez.
Değerli Meslektaşlarım,
Artık emperyalizm ülkelere topları ile, silahları ile, orduları ile gelmiyor. 92 yılda herşey çok değişti. Artık emperyalizm, küresel ekonomik politikaları ile ülkeleri işgal ediyor
Günümüzde ülkemizin sağlık sistemi, ilk tohumları 1970’li yıllarda atılan, son yıllarda “Sağlıkta Dönüşüm Programı” adı altında uygulanan neoliberal ekonomik politikaların etkisinde can çekişmektedir.
Cumhuriyetin kazanımı olan ve Prof.Dr.Nusret Fişek ile birlikte 1960’lı yıllarda güçlenen, sağlık alanında sosyal devlet politikalarından uzaklaşma nedeniyle, bir yandan halkın sağlık hizmetlerinden yararlanması niteliksizleşirken, öte yandan da hekimlerin özlük hakları ve onuru çiğnenmekte, emeğinin değersizleşmesi gerçekleşmektedir.
“Sağlıkta Dönüşüm Programı” ile hastalıkların arttığı kalitesiz bir sağlık sistemi ortaya çıkmış, bununla beraber tanı ve tedavi ile ilgili harcama kalemleri büyümüştür.
Sağlık harcamalarını arttıran dinamikler bir yana, sağlığa ayrılan kaynakların ne kadarının topluma döndüğü, ne ölçüde adil dağıtıldığı bir diğer çarpık durumdur.
Sağlıkta Dönüşüm Programı gibi sosyal devlet anlayışından uzak, neoliberal anlayışın ürünü bir sağlık programında hastalar müşteri (tüketici), hastaneler birer işletmedir. Bu ticarileşen ve piyasalaşan sağlık sürecinde, harcamalardan en püyük payı kapan, büyük ölçekli özel sağlık kuruluşları ya da zincir şeklinde, uluslararası sermayenin nemalanacağı sağlık kartelleridir.
Sistemde hekimler dahil, tüm sağlık çalışanlarına iş gücü gözüyle bakıldığından, serbest çalışma haklarının ellerinden alınması, ithal hekimlerin istihdamı ve tıp fakültesi öğrenci kontenjanlarının yükseltilmesi ile hekim sayısının arttırılması, hep ucuz iş gücü amacına yöneliktir.
Hekimlere havuç olarak ek ödeme modeli sunulmakta; hekimden hasta muayenesine daha az zaman ayırması, komplikasyon riski olsa dahi daha hızlı ameliyat yapması istenir. Bunun adı performansa dayalı ödemedir.
Değerli Meslektaşlarım,
Sonuçta günümüzdeki tablo hekimler için ne kadar olumsuz olursa olsun, Tıbbiyeli için 14 Mart‘ların, bir kutlama, bir bayram ya da bir şenlik ötesinde güçlü bir anlamı vardır.
Nitekim hekimler 35 yıldır, 14 Mart’ı da içine alan haftayı, Tıp Haftası olarak kabul edip, bugün olduğu gibi çeşitli etkinlikler ile tıp ortamını canlı ve güçlü tutmaya çalışmaktadır.
14 Mart 1919 yılında emperyalist işgal güçlerine karşı ulusal bağımsızlık için başı dik duran Tıbbiyeliler gibi, bugün de tüm aydın hekimler; neoliberal sağlık sisteminin karşında da, hekim emeği ve nitelikle sağlık hizmeti için başları dik mücadele etmelidir.

Fikret BİLA
Yalçın BAYER