Basından Seçmeler
Anket

Sağlık Hizmetinde Performans ve Kalite
Dünyanın her tarafında yönetim erkini elinde bulunduranlar, çalışanların üretkenliği ile yakından ilgilidir. İlgi nedenlerinden biri ve en önemlisi üretkenlik artışının yönetime sağladığı maliyet düşüklüğüdür. Bu yöntem kapitalizmin can alıcı rekabet sorunu ile ilgilidir. Rekabet üstünlüğü elbette kârlılıkla ilgisi vardır.
Fransızca kökenli olan “performans”kelimesi, “bir rekabet sonucu elde edilen başarı olarak” tanımlanmaktadır. Çok kısa bir süre önce Türkiye’de sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi temelinde, kaliteli ve verimli bir sağlık hizmeti sunumunun sağlanması için bu hizmeti sağlayanların performansının ölçülmesi ya da değerlendirilmesine başlandı.
Aslında çalışanın performansı 20 yüzyıl başlarında F. Taylor ve arkadaşlarının geliştirdiği ‘standart zamana dayalı ücret ödeme yöntemi’ ile başlarken bugünkünden oldukça köhne bir ön model uygulanmıştı. Bu modelin işyerlerinde kaytarmayı azalttığı ve zaman esasına dayalı bir çalışma temposunu çalışana zorunlu olarak aktardığı ve buna bağlı olarak da bireyin performansını ölçümlediğini biliyoruz.
Klasik olarak “Şarlo” filmlerinde izlenen kayan bant sistemi, vida sıkan işçi mevcut durumun abartılı bir resmi olarak zihinlerde kaldı. Ancak işçinin ne kadar fazla üretirse o kadar fazla kazanmasını sağlayan sistem fazla bir değişikliğe uğramadı. İşin püf noktasında standart zaman ve standart ücret ödemeleri bulunmaktadır. Şayet işçi, standart üstü bir tempoda çalışırsa kazandığı ücret artar. İşçi memnun, işveren memnun daha ne istenir ki!
Sağlıkta sağlanan performans kriterleri de üretilen mal yerine muayene edilen hasta sayısına, ameliyat sayısına, yapılan doğum sayısına kısaca verilen hizmetin niceliksel durumuna ve hastaların memnuniyetine bağlı olarak gerçekleşmektedir. İşte sağlık alanında hizmetin iyileştirmenin ve kaliteyi arttırmanın yolu: Öznesi insan olan bir hizmette zamana karşı yarışan sağlık görevlileri. Hastaya ayrılan süre azaldıkça ödenecek tutar artıyor.
Performans yani yanındaki ile rekabet eden bir sistemin içine sokulan sağlık çalışanları ile ‘parça başı üretim’ yapan ve ücretini buna göre alan işçi arasında fark çok azalmaktadır.
Hasta sayısı ve hastaya yapılan çeşitli girişimlere göre puan alan bir hekim için alacağı puan doğrudan alacağı ücretle ilişkilidir. Özünde insan emeğini herhangi bir maldan ayırmayan kapitalist sistem işleri puanlayarak ve kademelere göre ayırarak ve buna bağlı bir ücret değerlendirme sistemi hayata sokmaktadır. Kendisi için ayrılan sürenin azlığı ile hekimin alacağı ücret arasında bağlantıyı kurabilen hastanın durumu ise daha da vahimdir.
Bir taşla iki kuş vurmak bu olsa gerek. Bir yandan kalitenin yükseleceği gerekçesi ile sağlık hizmeti sağlayanları hızla performanslarına göre değerlendirilir. Diğer yanda bu hizmeti sağlayanların kendi aralarında rekabetini kullanarak mevcut dayanışmaları ortadan kaldırılır. Ne kadar az dayanışma, o kadar az direnç, ne kadar çok muayene o kadar çok katsayı olan bir sistem yürürlüğe girmektedir.
Sonuç olarak çalışanın sunduğu hizmetin kalitesi önemlidir. Bu hizmetin ana unsuru insan sağlığı gibi ikame edilemez ve vazgeçilemez bir hak olduğu zaman bu hakkın elde edilmesini veya sağlanmasını herhangi bir koşula bağlayarak çalışan ile hizmeti alan arasında ilişkiyi çıkara dönüştüren performans değerlendirmesi kısa sürede yarattığı tahrip edici etkileri görülecektir. İlk işaretlerden biri geldi bile, İstanbul Kartal’da bir özel hastanede doğum kliniğindeki normal doğum sonucu dünyaya gelen bebekler yoğun bakım ünitesinde kaldıkları gösterildi. SGK’den paralar çekildi bile. Bir son dakika haberi de 2002’de 1.5 milyon adet gerçekleşen operasyon sayısı 2009’da 4.5 milyona fırladığına işaret ediyor.
Hastanın müşteri, hastanenin işletme olduğu bir anlayış içinde performans da ancak bu kadar artabiliyor…

Fikret BİLA
Yalçın BAYER