Basından Seçmeler
Anket
KENELER VE BULAŞTIRDIĞI HASTALIKLAR
Yaz aylarının başlamasıyla birlikte kene ısırığı olgularında da artış görülecektir. Bu yıl kene ısırığı nedeniyle hastanelere yapılacak başvuruların geçen yıla göre iki katına çıkmasının beklendiğini göz önüne alarak, gerek bireyler bazında gerekse kurumsal olarak alınması gereken önlemler ile ilgili İzmir Tabip Odası olarak uyarıda bulunma zorunluluğu duymaktayız.
Son yıllarda kene ısırığı olgularının ve kenelerin ısırmasıyla insanlara bulaşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi hastalıklardaki artışa, küresel ısınma ve kuş gribi nedeni ile kanatlıların itlaf edilmesi sonucu kene sayısındaki artışın neden olduğu düşünülmektedir.
Önceki yıllarda KKKA olgularının % 84'üne Yozgat, Tokat, Sivas illerinde rastlanmıştı. Ancak, son bildirilen olgulardan anlaşıldığı kadarı ile hastalığın artık İzmir’i de etkileyeceği kaçınılmaz bir gerçektir.
Bu gerçek ışığında odamız üyelerinden, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç.Dr. Tonay İnceboz’un yaptığı çalışmanın bulgularını kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Bu çalışma çerçevesinde DEÜ Hastanesi’ne yapılan kene ısırığı olgularının giderek artış göstermesi ve bu olguların çoğunun 14 yaşından küçük olması dikkat çekicidir. Bu çalışmaya göre kene ısırığı olguları en çok Urla, Güzelbahçe, Balçova ve Buca ilçelerinden gelmektedir. Bu yılki başvuruların sayısının geçen yıla göre yaklaşık iki katına çıkacağını şimdiden öngörmek güç değildir.
Kene tarafından ısırılan kişilerin çoğunluğu ısırıldıklarını fark etmezler. Keneler kene felci olarak tanımlanan bir klinik tablo oluşturabilir. Boyuna yakın bölgeden ısırdığında bacaklardan başlayıp, boyun kısmına kadar uzanan felç belirtilerine rastlanabilir. Ateş 40o’ye kadar yükselebilir. Solunum sistemini etkileyerek ölüme bile neden olabilirler. Bundan dolayı kenenin olabilen en kısa süre içinde çıkartılması gerekir.
Kene ile bulaşan hastalıkların çoğunda başlangıçtaki belirtiler üst solunum yolu enfeksiyonlarındakine benzerdir. Bu nedenle ayrıntılı öykü, fizik muayene ve laboratuvar incelemeleri yapılmadığında atlanma olasılığı yüksektir.
Kene ısırığı olgularında kenenin vücuttan uzaklaştırılmasında olabildiğince hızlı davranılmalıdır. Bunun nedeni kenenin vücutta kalış süresi ile KKKA hastalığını bulaştırması arasındaki yakın ilişkidir. Kenenin ne kadar süredir vücutta kaldığı ve çıkarılış biçimi önemlidir. KKKA hastalığının kuluçka süresi kene ısırığının olduğu andan başlayarak 1-9 gündür. Olguların % 30’u ölümcül gidişe sahiptir.
Başlangıç, sıklıkla ani başlayan ateş, baş ağrısı, aşırı halsizlik, yorgunluk, eklem-kas ve karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal, boğaz ağrısı, konjunktivit, sarılık, fotofobi, duygu-durum değişikliği belirtileri iledir. Daha sonra deri altında kanama, burun ve diş eti kanaması, iç organlarda kanama ile sürer. Bu bulgular kene ısırığını izleyen ikinci haftada ortaya çıkarlar ve çok hızlı bir gidiş söz konusudur. Bu nedenle kene ısırığı olgularının olabilen en kısa zamanda hastaneye başvuruları önemlidir.
Sağlık çalışanlarına bulaşma riski nedeniyle hasta odasına önlüksüz, eldivensiz, maskesiz girilmemelidir. Hastaya kullanılacak gereçler olabildiğince tek kullanımlık olmalı, kullanılmış gereçler de dezenfekte edildikten sonra enfekte materyal tıbbi atıklar bölümüne konulmalıdır.
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının tedavisinde kullanılan ilaca hasta katılım payından bağışıklık getirilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yayınlanan genelgeyle, KKKA hastalığının tedavisinde kullanılan tek anti-viral (virüs enfeksiyonuna karşı) olarak gösterilen ribavirin etken maddeli ilaç 2010 yılı Sağlıkta Uygulama Tebliği'nin (SUT) "Hasta Katılım Payından Muaf İlaçlar Listesi"nin enfeksiyon hastalıkları bölümüne eklenmiştir.
ÖNLEMLER
Kenenin etkin olduğu dönemlerde kenelerin bol bulunabileceği alanlarda bulunmaktan kaçınılmalıdır. Böyle yerlerde mutlaka bulunulacaksa uzun çorap, bot, uzun pantolon giyilmeli ve pantolon çorabın ya da botların içine, tişörtün alt kısmı da pantolon içine sokulmalıdır. Ayrıca kenenin görülmesini kolaylaştırdığından açık renkli giysiler tercih edilmelidir.
Kene ısırmasını önlemek için giysilere ve deriye permethrin uygulanmalıdır.
Eve gelindiğinde vücut, özellikle koltuk atı, kulak içi ve çevresi, göbek deliği içi, dizlerin arkası, saç ve kıllı bölgelerin içi ve çevresi, bacak arası, bel bölgesi, kene yönünden kontrol edilmelidir.
Kene ısırığı durumunda hastaneye hemen gidilemiyorsa, kenenin üzerine alkol, eter gibi kimyasal madde sürmeksizin, eldiven giyerek pens yardımıyla, vücuda tutunduğu en yakın yerinden tutularak, kene kendi vücudunun gerisine doğru çekilerek çıkartılmalıdır. Kenelere çıplak elle dokunulmamalı, patlatılmamalıdır.
Kene ısırığı olguları, 10 gün süreyle izlenmeli, belirtilerin ortaya çıkması durumunda, en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Erken tanı konması ve buna bağlı olarak da erken dönemde destek tedavisine başlanması yaşam kurtarıcıdır.
Kenenin çıkartılmasından sonra eller iyice sabunlanarak yıkanmalı, kenenin ısırdığı alan bir antiseptik solüsyonla, alkolle veya sabunla temizlenmelidir.
KKKA’ne karşı etkin bir aşı mevcut değildir.
Valilik, Belediye, Sağlık Bakanlığı kuruluşları, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı kuruluşları, Tabip Odası ve çatı örgütü Türk Tabipleri Birliği (TTB), Veteriner Hekimler Odası, üniversitelerin ilgili kuruluşları ile ortaklaşa toplantılar düzenlenerek yapılacaklar konusunda iş bölümü yapılmalıdır.
Ekolojik dengenin yeniden oluşturulması amacıyla biyolojik savaşım yöntemlerinin geliştirilmesi için bilimsel kurullar oluşturulmalıdır. Bu kapsamda rastgele ilaçlamanın doğanın dengesini daha da bozacağı, kenelerin ve kenelerle bulaşan hastalıkların daha da artabileceği unutulmamalıdır.
Doç. Dr. Tonay İNCEBOZ
Dokuz Eylül Üniversitesi
Tıp Fakültesi
Tıbbi Mikrobiyoloji AD
Parazitoloji BD
31.05.2010
KENELER VE BULAŞTIRDIĞI HASTALIKLAR
Özellikle içinde bulunduğumuz yaz aylarında gün geçmiyor ki gazete ve televizyonlarda haberi yer almasın. Bunun nedeni; yaz aylarında kenelerin üremesinin artış göstermesi ve insanların daha savunmasız, doğada keneye daha yakın olmasıdır.
1. Kene ısırığı olguları son yıllardaki artışı hangi nedene bağlayabiliriz?
Son yıllarda kene ısırığı olgularının ve bununla birlikte kenelerin ısırmasıyla insanlara bulaşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi hastalıklardaki artışa , küresel ısınma ve kuş gribi nedeni ile kanatlıların itlaf edilmesi sonucu kene sayısındaki artışın neden olduğu düşünülmektedir. Kene sayısındaki artış nedenleri arasında, uluslararası ve ulusal seyahatlerin, dışalım ve dışsatımın artması sayılabilir. Diğer yandan biyoterorizm nedeniyle kenelerin kullanıldığı teorileri dile getirilse de bu kanıtlanmış bir kuram değildir. Neden ne olursa olsun sonuçta ekolojik dengenin bozulması kaynaklı kene artışı ile karşı karşıya olduğumuz söylenebilir.
2. Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’ne kene ısırığı başvuruları ne zaman yoğunlaşmaya başladı?
2002 yılına kadar da birçok kene ısırığı olgusu başvurusu olsa da bu olgularda Kırım Kongo Kanmalı Ateşi bulaşımı beklentisi olmadığı için kişiler vücutlarına yapışan kendileri keneleri çıkarmakta ve buna bağlı olarak da hastaneye başvurmamaktaydı. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne 2005 yılında 3 adet, 2006’da , 26 adet, 2007’de 51 adet, 2008’de yılında 157 adet ve 2009’da 214 adet kene ısırığı olgusu başvurdu. Bu olguların çoğunluğunun 14 yaşından küçükler olması dikkat çekicidir. Kene ısırığı olgularında en sık etkenin sert keneler olduğu saptandı. Olgular en çok Haziran, Ağustos, Eylül, Ekim aylarında hastaneye başvurdu. Kene ısırığı olguları en çok Urla, Güzelbahçe, Balçova ve Buca ilçelerinden gelmektedir. Bu yılki başvuruların sayısının geçen yıla göre yaklaşık iki katına çıkacağını şimdiden öngörmek güç değildir.
3. Kaç tür kene vardır? Bunlardan hangileri önemlidir?
Günümüzde bilinen 899 kene türü vardır. Türkiye’de mevcut olan türlerden 30’u insanlar için önemlidir. İnsanlara ve hayvanlara hastalık etkenlerini bulaştırabildikleri için tıbbi ve ekonomik yönden önemli sayılırlar. Beslenme ile kendi ağırlığının 200- 600 katına kadar büyüyebilirler. Bu nedenle keneler çıplak gözle rahatlıkla görülebilecek kadar büyük olabildikleri gibi, güçlükle görülebilecek kadar küçük de olabilirler. Kenelerin dişileri 1-3 yıl yaşayabilirler. Yumuşak keneler 12-70, sert keneler 200-15000 adet yumurtlayabilirler.Farklı kene türleri sığır, köpek, kuş gibi birçok hayvanda yaşamlarının farklı evrelerini geçirebilecekleri gibi bazen insanlara da geçerek kan emerek yaşamlarını sürdürebilmektedirler.
4. Keneler hangi hastalıkları taşıyabiliyorlar?
Keneler; yumuşak (Argasidae) ve sert (Ixodidae) olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Beslenmeleri sırasında ciltte doku hasarı oluştururlar ve tükürük bezlerinde bulunan organizmaları konağa aktarabilirler. Kene tarafından ısırılan kişilerin çoğunluğu ısırıldıklarını fark etmezler. Her iki tür kene de kene felci olarak tanımlanan bir klinik tablo oluşturabilir. Boyuna yakın bölgeden ısırdığında bacaklardan başlayıp, boyun kısmına kadar uzanan felç belirtilerine rastlanabilir. Ateş 40o’ye kadar yükselebilir. Solunum sistemini etkileyerek ölüme bile neden olabilirler. Bundan dolayı kenenin olabilen en kısa süre içinde çıkartılması gerekir. Keneler; KKKA, Lyme Hastalığı, Akdeniz Kanamalı Ateşi, Salmonellosis, Tularemi, Brusellozis, Listeriosis, Clostridium septicum, Borreliozis gibi hastalıkları insanlara bulaştırabilirler.
Kene ile bulaşan hastalıkların çoğunda başlangıç üst solunum yolu enfeksiyonlarındakine benzerdir. Bu nedenle ayrıntılı öykü, fizik muayene ve laboratuvar incelemeleri yapılmadığında atlanma olasılığı yüksektir.
5. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığını hangi keneler insanlara bulaştırıyor, sağlık kuruluşlarında tanı ve izlem sırasında hangi laboratuar incelemelerinden yararlanılıyor?
KKKA etkeni Bunyaviridea ailesinden Nairovirüs’tür. Nairovirüs, Ribonüleik Asit (RNA) virüs olup zarflıdır. Bu hastalığı, Hyalomma marginatum türü keneler taşımaktadır.
Ülkemiz için önemli olan Kırım Kongo Kanamalı Ateş’inde kas ağrısı ve ateşli hemoraji tabloya eşlik edebileceğinin söz konusu olmasıdır. KKKA kuşkulu olgular kene ısırığı fark edilir edilmez, karaciğer enzim , kreatinin fosfokinaz, laktat dehidrogenaz düzeylerinde yükselme, trombosit sayılarında azalma, kan total protein düzeylerinde azalma olup olmadığı belirlenerek izlenmelidir. Kesin tanı, insandan virüs izolasyonu, serolojik ve PCR yöntemleri ile virüsün varlığını kanıtlanmasıyla olanaklıdır.
6. Türkiye’de görülen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı yıllara göre artış göstermekte midir?
Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de hastalık ilk kez 2002 yılında 17 olguda görülmüştür. 2003’de 133 olgu, 6 ölüm; 2004’de 249 olgu, 13 ölüm; 2005’de 266 olgu, 13 ölüm ; 2006’da 438 olgu, 27 ölüm; 2007’de 717 olgu, 33 ölüm; 2008’de 1315 olgu, 135 ölüm bildirilmiştir. 2002-2003 yılları arasında KKKA olgularının % 84'üne Yozgat, Tokat, Sivas illerinde rastlanmıştı. Ancak, son bildirilen olgulardan anlaşıldığı kadarı ile hastalığın artık İzmir’i de etkileyebileceği ve KKKA olgularına ilimizde de rastlanabileceği kaçınılmaz bir gerçektir.
7. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının kuluçka süresi ne kadardır?
Kene ısırığı olgularında kenenin vücuttan uzaklaştırılmasında olabildiğince hızlı davranılması için duyarlılık gösterilmelidir. Bunun nedeni kenenin vücutta kalış süresi ile KKKA hastalığını bulaştırması arasındaki yakın ilişkidir. Kenenin ne kadar süredir vücutta kaldığı ve çıkarılış biçimi önemlidir. KKKA hastalığının kuluçka süresi kene ısırığının olduğu andan başlayarak 1-9 gün olup; enfekte kan yoluyla ile bulaş durumunda bu süre 4-13 gündür. Olguların % 30’u ölümcül gidişe sahiptir.
8. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığında belirtiler nelerdir?
Başlangıç sıklıkla ani başlayan ateş, baş ağrısı, aşırı halsizlik, yorgunluk, eklem-kas ve karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal, boğaz ağrısı, konjunktivit, sarılık, fotofobi, duygu-durum değişikliği belirtileri iledir. Daha sonra deri altına kanama, burun ve diş eti kanaması, hemoptizi, hematemez, melena, hematüri, metroraji, iç organlarda kanama ile sürer. Hastadaki fizik bakı bulguları arasında ise hepatomegali, lenfadenopati, konfüzyon, taşikardi, şok, santral sinir sistemi işlev bozukluğu ve koma sayılabilir. Hasta karaciğer, böbrek ve solunum yetmezliği, dissemine intravasküler kanama ile yitirilir. Bu bulgular kene ısırığını izleyen ikinci haftada ortaya çıkarlar ve çok hızlı bir gidiş söz konusudur. Bu nedenle kene ısırığı olgularının olabilen en kısa zamanda hastaneye başvuruları önemlidir.
9. KKKA olan bir hasta, hastaneye başvurur ise ne gibi önlemler alınmalı? Hastadan sağlık çalışanına bulaşma durumunda hukuksal boyut nedir?
Burada gözden kaçırılmaması gereken durumlardan birisi, hastaneye başvurmuş KKKA olgusunda hastalığın sağlık çalışanlarına bulaşma riskidir. Bu durumun önüne geçilmesi amacıyla hasta odasına uyarı levhası mutlaka konulmalıdır. Hasta odasına önlüksüz, eldivensiz, maskesiz girilmemelidir. Hastaya kullanılacak gereçler olabildiğince tek kullanımlık olmalı, kullanılşmış gereçler de dezenfekte edildikten sonra enfekte materyal tıbbi atıklar bölümüne konulmalıdır. Eğer sağlık çalışanları, KKKA hastalığı olan olguyla ve o olgunun kan ve vücut sıvılarına karşı yeteri kadar önlem almadan temas eder ise bulaşma olabilir. KKKA hastalığı tespit edilen hastaya karşı, çok özenli olunmalı, çıkardığı her türden vücut atıkları, dezenfektanlarla yok edilmelidir. Yer, hastanın kullandığı elbise, çarşaf gibi gereçlerin dezenfeksiyonu için sabun, çamaşır suyu (0,5 klor); eller ve tıbbi gereç dezenfeksiyonu için % 70’lik izopropil alkol, klorheksidin, iyod bileşikleri kullanılabilir.
Örnek olgu: Ankara’da sağlık çalışanına KKKA hastalığı olan bir kişiden bulaş yoluyla hastalığı kapan bir hekimin yargısal düzlemdeki girişimleri sonucu yetkili mahkeme hekim yararına manevi tazminat ödenmesi kararına varmıştır.
Ankara 11. İdare Mahkemesi anılan kararında özetle;
“KKKA hastalığına, bu hastalığı tedavi ettiği sırada salt görevinin sebep ve etkisi ile yakalanan ve bu konuda kusurlu davrandığı ortaya konmayan, hastalığın tedavi sürecinde ve sonrasında manevi olarak ağır elem ve üzüntü duyduğu tartışmasız olan davacının tazminat isteminin mesleki risk ilkeleri çerçevesinde takdiren kısmen kabulü gerekmektedir” denilmiştir.
Bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgiye aşağıdaki adrese tıklayarak erişebilirsiniz http://www.ato.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=506:goerev-bainda-kkka-hastaliina-yakalanan-hekm-lehne-tazmnat-karari-cikti&catid=46:ato-2010-basn-acklamalar&Itemid=91
10. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının tedavisi var mı?
En önemlisi erken tanı ve destek tedavisidir.
•Sıvı elektrolit izlemi ve gereğinde replasmanı.
•Kan komponentlerinin izlemi ve gereğinde replasmanı (taze donmuş plazma ile faktör, trombosit süspansiyonu ile trombosit verilmesi)
•Kanama izlemi ve gereğinde tam kan replasmanı.
•Şok durumunda vazopressörlerin kullanımı
ETKENE YÖNELİK TEDAVİ:
•Antiserum kullanılması
•Ribavirin kullanılması
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının tedavisinde kullanılan ilaca hasta katılım payından bağışıklık getirilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yayınlanan genelgeyle, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının tedavisinde kullanılan tek anti-viral (virüs enfeksiyonuna karşı) olarak gösterilen ribavirin etken maddeli ilaç 2010 yılı Sağlıkta Uygulama Tebliği'nin (SUT) "Hasta Katılım Payından Muaf İlaçlar Listesi"nin enfeksiyon hastalıkları bölümüne eklenmiştir. Genelgede, "Kırım Kongo Kanamalı Ateş’inde ribavirin, enfeksiyon hastalıkları, çocuk sağlığı ve hastalıkları veya iç hastalıkları uzman hekimince veya bu hekimlerden biri tarafından düzenlenen ilaç kullanım raporuna dayanılarak diğer hekimlerce reçete edilebilir" denilmiştir.
11. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığından nasıl korunulmalı?
Bireysel mücadele
•Endemik bölgelerde kişisel korunma önlemleri :
1. Kenenin etkin olduğu dönemlerde kenelerin bol bulunabileceği alanlarda bulunmaktan kaçınılmalıdır. Böyle yerlerde mutlaka bulunulacaksa uzun çorap, bot, uzun pantolon giyilmeli ve pantolon çorabın ya da botların içine, tişörtün alt kısmı da pantolon içine sokulmalıdır. Ayrıca kenenin görülmesini kolaylaştırdığından açık renkli giysiler tercih edilmelidir.
2. Kene ısırmasını önlemek için giysilere ve deriye permethrin uygulanmalıdır.
3. Keneler insanlara, uzun otların, çimlerin ve çalılıkların bulunduğu yerlerde dolaşırken kolaylıkla yapışabildiği için böylesi alanlarda dikkatli olunmalıdır.
4. Eve gelindiğinde vücut, özellikle koltuk atı, kulak içi ve çevresi, göbek deliği içi, dizlerin arkası, saç ve kıllı bölgelerin içi ve çevresi, bacak arası, bel bölgesi, kene yönünden kontrol edilmelidir.
· Kene ısırığı saptandı ise
1. En yakın hastaneye başvurulmalıdır.
2. Eğer hastaneye hemen gidilemiyorsa, kenenin üzerine alkol, eter gibi kimyasal madde sürmeksizin ve ateş ile yakmaksızın, eldiven giyerek pens yardımıyla, vücuda tutunduğu en yakın yerinden tutularak, kene kendi vücudunun gerisine doğru çekilerek çıkartılmalıdır. Kenelere çıplak elle dokunulmamalı, patlatılmamalıdır. Kene çıkarıldıktan sonra, dezenfeksiyon yapılarak yok edilmelidir.
3. Kene ısırığı olguları, 10 gün süreyle izlenmeli ve ani başlayan ateş, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal gibi belirtilerin olması durumunda, en yakın sağlık kuruluşuna başvuruları konusunda duyarlı olunmalıdır. Erken tanı konması ve buna bağlı olarak da erken dönemde destek tedavisine başlanması yaşam kurtarıcıdır.
4. Kenenin çıkartılmasından sonra eller iyice sabunlanarak yıkanmalı, kenenin ısırdığı alan bir antiseptik solüsyonla, alkolle veya sabunla temizlenmelidir.
5. KKKA’ne karşı etkin bir aşı mevcut değildir ve bu nedenle de kullanımda değildir.
NELER YAPILMALI?
1. Kene ve vektörü olduğu hastalıklar ile savaşım konusunda zaman geçirilmeksizin, kısa, orta ve uzun erimli eylem planları oluşturulmalıdır.
2. Acil eylem planında hastalık görülen bölgeye yönelik araştırma, mücadele ve korunma önlemlerine öncelik verilmelidir. Bölgedeki sağlık kuruluşlarında görevli sağlık çalışanlarının eğitimi önemli önceliklerdendir.
3. Valilik, Belediye, Sağlık Bakanlığı kuruluşları, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı kuruluşları, Tabip Odası ve çatı örgütü Türk Tabipleri Birliği (TTB), Veteriner Hekimler Odası, üniversitelerin ilgili kuruluşları ile ortaklaşa toplantılar düzenlenerek yapılacaklar konusunda iş bölümü yapılmalıdır.
4. Kene saptanan yerleşim yerleri ile park, bahçe ve piknik alanlarının ilaçlanmasının sağlanması, hayvan sevkiyatlarının denetlenmesi.
5. Kene ve kenelerin bulaştırdığı hastalıklarla ilgili her tür birimin çalışma grupları oluşturarak, iş bölümü yapması, kenelere karşı mücadele planları, kenelerin bulaştırdığı hastalıkların tanısı, tedavisi, aşı bulma çalışmaları için referans merkezleri oluşturulmalıdır.
6. Ekolojik dengenin yeniden oluşturulması için biyolojik savaşım yöntemlerinin geliştirilmesi için bilimsel kurullar oluşturulmalıdır. Bu kapsamda rastgele ilaçlamanın doğanın dengesini daha da bozacağı, kenelerin ve kenelerle bulaşan hastalıkların daha da artabileceği unutulmamalıdır.
Sonuç olarak ;
Kene ve kene ile bulaşan hastalıklar sonucu maddi ve manevi yitimlerin bir an önce azaltılabilmesi amacıyla:
1. Kene ve kenelerle bulaşan hastalıklarla savaşımda ilgili tüm kuruluşlar birlikte ve eşgüdüm içinde davranmalıdır.
2. Kamuoyuna, ilgili kurumlar tarafından oluşturulmuş plan kapsamında, kene ve kenelerle bulaşan hastalıklar hakkında eğitim verilerek bireysel ve toplumsal korunma yolları konusunda bilinç kazandırılmalıdır.
3. Sağlık kuruluşları kene ısırığı olgularında bir plan kapsamında davranarak, kenenin doğru bir şekilde çıkarılmasının sağlanması, tür belirlemesinin yapılması, kenenin bulaştırdığı hastalıklar olma olasılığına karşı önlem alınması için tanı ve tedavi yöntemlerinin harekete geçirmesi gerekir.
Kenelerin yaşam sürelerinin 1 yıldan 3 yıla kadar olabildiğini, çok fazla yumurtlayabilerek üreme hızlarını artırabilmeleri , bulaştırdığı hastalıkların kenelerin yavrularına aktarılabildiğini düşünürsek, uzun yıllar kenelerle ve kenelerle bulaşan hastalıklarla boğuşmak zorunda kalacağımız ortadadır. Bu nedenle ekolojik denge göz önünde tutularak, keneyle savaşım ve korunma önlemlerinin süreklilik gereği ve savaşımda hiçbir önlemin tek başına yeterli olmadığı akıldan çıkartılmamalıdır.
Yapılan ve yapılacak keneye karşı savaşımın kene varlığını ortadan kaldırmaya yönelik olamayacağı, bunun olanaksız olduğu, savaşım yöntemlerinin kene sayısını azaltmaya yönelik olduğu, bu nedenle kişisel korunma önlemleri ile hayvanlar üzerinde yapılacak savaşımın çok daha önemli olduğu unutulmamalıdır.
12. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına ilişkin güncel araştırmalar var mı?
Öncelikle; Nairovirüs çalışılacak laboratuvarların, biyogüvenlik düzeyi 4 olmalıdır. Tersi durumda laboratuvar çalışanlarına bulaşma riski göz ardı edilmemelidir.
1. Epidemiyolojik olarak kene türlerinin faunası araştırılmaktadır.
2. Radyasyon verilerek steril hale getirilen keneler doğaya salınarak çiftleşen kenelerin üremesinin engellenmesi doğrultusundaki araştırmalar da sürmektedir.
3. Biyolojik savaş yöntemleri arasında
a) Keklik üretmek
b)Kene yiyerek beslendiği bilinen avcı böceklerin arttırılması amaçlanmaktadır.
4. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına karşı aşı çalışmaları da sürmektedir.

A. Özdemir AKTAN
Coşkun ÖZDEMİR
Emre Kongar
Sadık ÇELİK
Şükrü Kızılot